Feb 27 1995

Hareketli Günler

Posted by

Bilgi işlem sektörü, tanıtım faaliyetleri açısından hareketli günler yaşamaya başlıyor. Geçtiğimiz günlerde gelmeye başlayan ürün tanıtım toplantıları duyuruları çoğaldı. Bunlarla ilgili izlenimlerimi ilerideki yazılarımda aktarmaya çalışacağım.

Sektördeki şirketler işlerin yavaşladığından şikayetçi. Bunu zaten bekliyorduk. Bayramdan sonra ise işlerin iyiye gideceği tahmin ediliyor. Geçtiğimiz senelere baktığımızda da bu böyle olmuştu. Ayrıca, sadece bilgi işlem sektöründe değil başka bazı sektörlerde de işlerin eskisi kadar iyi olmadığı ifade ediliyor. Dolayısı ile yanlız bilgi işlem sektörünü etkileyen bir durgunluk söz konusu değil. Bir takım siyasal ve ekonomik belirsizliklerin ortadan kalkması ile sorun aşılabilecek gibi gözüküyor.

Geçen haftanın organizasyonlarından birisi; eski adı “Unix Kullanıcıları Derneği” yeni adı “Açık Sistem Kullanıcıları Derneği” olan kuruluşun Açık Sistem ‘95 adlı organizasyonu idi. Dernek isminin değişmesinden de anlayacağınız gibi artık her şey açık sistem olmaya çalışıyor. Şirketler donanım veya yazılım olsun ürünlerinin açık sistem standartlarına uygunluğunu, şirket politikası olarak duyurmaya başladılar. Son kullanıcı açısından baktığımızda, eğer yeterince açık bir sistem seçtiyseniz, yaşamınız kolaylaşıyor.

Organizasyon demişken, Microsoft’un bir etkinliğine değinmek istiyorum. Sektör yayınlarının pek çoğunda görmüşsünüzdür. Microsoft, her hafta beş çayı adı altında ürün tanıtım seminerleri düzenliyor. Microsoft ürünleri hakkında ilk ağızdan detaylı bilgi edinmek, merakınızı gidermek istiyorsanız, bu etkinliklere kaydınızı yaptırıp, katılın. Faydalanacağınıza inanıyorum. Ürünleri yakından tanımanıza olanak sağlayacak bu seminerlerde bulunun.

Bilişim ‘95 in tanıtım broşürleri gelmeye başladı. Katkıda bulunmak, bildiklerinizi paylaşmak için henüz bir şey düşünmediyseniz, hemen harekete geçin ve nasıl katkıda bulunacağınıza karar verin. Çok zamanınız kalmadı..

Biraz da genel kültüre geçelim. Bildiğiniz gibi Oscar ödülleri için adaylar açıklandı. Önümüzdeki günlerde kazananlar belli olacak. Kendinize biraz zaman ayırın ve tahminde bulunun. Sonunda maddi olarak bir şey kazanmayacak olsanız da, etrafınıza ben tahmin etmiştim deme fırsatı bulursunuz.

Bu ayın oyunu olarak size duyuracağım program “Wing Commander III”. Eğer oyunla da vakit geçirilir mi diyorsanız bu satırları atlayın. Ancak bu program oyuna benzemiyor. Zaten üzerinde de “interactive movie” yazıyor. Dört CD’de geliyor, yani toplam hacmi 2,5 GB. Tavsiye edilen donanım Pentium işlemci ve 16 MB RAM. ınceleme fırsatı bulursanız, kaçırmayın.

Haftanın filmine bakarsak, “Frankenstein” enteresan bir film. Özellikle romana sadık kalınarak çevrilmiş olması, bildik Frankenstein filmlerinden aykırı bir ortam yaratmış. Robert de Niro’yu yapılan makyaj sonucu tanımakta güçlük çekebilirsiniz. Bir de not; sinirleriniz sağlam değilse, yanınıza tanıdık birilerini alarak gidin. “Şike” filminden basın organlarında o kadar çok bahsedildi ki, ben ekleyecek bir şey bulamıyorum. Bildik şeyleri anlatıyor olsa da, hoş vakit geçirmek için gidilebilir.

Winston Churcill demiş ki, “Haberleri yapmak, onları almaktan daha iyidir. Aktör olmanın bir eleştiriciden daha iyi olduğu gibi.”

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 27.2.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Hareketli Günler
Feb 20 1995

Yapmamamız Gerekenler

Posted by

Hemen hemen katıldığım tüm toplantılarda, davetlerde, yazdığım yazıların pek çoğunda değindiğim bir konu var. “Sektör çalışanları olarak müşteri ilişkileri esnasında ne yapmalıyız?”

Bu yazının konusunu da, özellikle pazarlama ve satış departmanlarındaki kişilerin davranışlarına ayırdım.

Kanaatimce, bilgi işlem sektöründe yer alan kişiler olarak amacımız, satış esnasında veya daha sonra yapılan görüşmelerde, müşteriye vereceğimiz hizmetleri düşünerek, müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, verilen sözleri unutmadan, arkamızdan kullanıcıları konuşturmayacak, sektörü zedelemeyecek şekilde ticaret yapmak olmalı.

Sektörde kendimize rakip gördüğünüz firmalar hakkında olumsuz düşünüyor bile olsak, gelen müşteriyi kaçırmamak için diğer firmaları kötüleyerek bir yere varamayız. Neler yapabileceğimizi anlatarak, sonuca daha rahat ulaşabiliriz.

Unutmayın ki, müşteriler, “Diğer firmaların neler yapamayacağını merak etmiyorlar, sizin neler yapabileceğinizi bilmek istiyorlar.” Diğer şirketlerle mücadele etmek uğruna, bilgi işlem sektörünü yıpratıp,  sektörün değerini küçültmeyin.

Bilgi işlem sektörü tahmininizden daha küçük. Bir başkası için söylediğiniz olumsuz bir söz, yaptığınız olumsuz bir davranış, dönüp dolaşıp esas sahibine ulaşıyor: Herkes az çok birbirini tanıyor. Dolayısı ile, duyguları bir kenara bırakıp, birbirimize yardımcı olalım. Sonunda, kimse size bir başkasına yardım ettiğiniz için kızmaz.

Bu sözleri o kadar çok söylemiş olmama rağmen, üstelik bu kavramları her satış ve pazarlama yöneticisinin veya elemanının ana kural olarak bilmesi gerekmesine rağmen, hala bu teknikleri kullanarak satış yapmaya çalışanlar var.

Sonra söylemedi demeyin, potansiyel müşterilerinizi kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyasınız. Hatta komik duruma bile düşüyorsunuz. Siz hiç herhangi bir şey satın almaya gittiğiniz bir mağazada, diğer mağazanın ürününün kötülenerek satış yapılmaya çalışıldığına şahit oldunuz mu? Artık alıcılar eskiden tanıdıklarınıza benzemiyor. Daha eğitimli ve bilinçliler, ayrıca satılan ürünün kalitesine göre karar vermeye başladılar.

Son olarak, pazarlama ve satış departmanlarının ilgisini çekecek, geçtiğimiz günlerde elime geçen “Index” isimli bir haftalık yayından bahsetmek istiyorum. Piyasada bulunan pek çok derginin içeriğini, reklamlarını indeksleyen bu dergi ile kendi şirketinizin veya pazardaki rakiplerinizin medyada hangi yayınlarda yer aldığını kolayca görebiliyorsunuz. İlgili kişilerin bir defa göz atmasında fayda var.

Albert Schweitzer’in dediği gibi “Bu dünyada sen yanlız yaşamıyorsun, burada senin kardeşlerin de vardır.”

Başarı dolu günleri hep birlikte yaşayalım. Sağlıcakla kalın.

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 20.2.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Yapmamamız Gerekenler
Feb 13 1995

Denetim

Posted by

Socrates’ten bir özdeyişle sohbetimize başlayalım. “Hiçbir iş yapmayan adam boş oturuyor demektir. Fakat kendi yetenek ve bilgisinden daha aşağı bir işte çalıştırılan adam da onun kadar boş oturuyor demektir.”

Başlıkta verdiğim konuya geri dönersek, endişe etmeyin, denetimden kastım sansür değil. Şirketlerin çalıştırdıkları elemanların yaptıklarını şirket dışından kuruluşlara kontrol ettirerek, sağlıklı olup olmadığından haberdar olmaları.

Son sıralarda, müşterilerle yaptığım görüşmelerde, özellikle servis hizmetlerinin verilmesinde, istenen tekliflerin iletilmesinde bazı problemlerin ortaya çıktığını gözledim.

Çok uluslu şirketlerin hemen hemen hepsinin kendi bünyesinde yapılan işlerin şirket politikalarına uygunluğunu denetleyen denetçiler mevcuttur. Amaçları, müşterilere verilen tekliflerin, götürülen servis ve hizmetlerin şirketin ismi ile uygun olup olmadığını incelemektir.

Banka ve benzeri kuruluşlara bakarsanız, müfettişlerin çalıştığını görürsünüz. Kanımca, özellikle belli bir boyutun üstündeki bilgisayar şirketleri için, bağımsız denetçi kavramının gündeme getirilmesinde yarar var. Şirket dışından, tarafsız olarak bu işlemi yaparak hazırlanacak raporlar, müşteriler ile olan sorunları minimuma indirecek, hizmet kalitesini arttıracaktır.

Amaç, çalışanları üst yönetime ihbar etmek olarak düşünülmemelidir. Üst kademe sırça köşkte oturup, her şeyi güllük gülistanlık görürken, son kullanıcılarla elemanların yaşadığı problemler, bir gün büyük ölçekte ortaya çıkabilir ve şirkete zarar verebilir.

Eğer, yönetimin bu iş için ayrılmış bir bütçesi yoksa, başlangıçta bir kaç arkadaşından böyle bir iş yapmasını isteyebilir.

Örneğin, herhangi bir şey satın almak için şirketten teklif istemesini söyleyebilir. Gelen teklifin şekline, içeriğine bakarak, bir ürün almak istediğinde kendisine gelen teklifin nasıl olmasını istiyorsa, aynı şekilde olup olmadığına bakabilir. Kendisini müşteri yerine koyarak, verilen teklifin düzgünlüğünü inceleyebilir.

Arkadaşının almış olduğu bir ürün için istediği servisten memnun olup olmadığını konuşabilir. Burada, anahtar nokta, şirket elemanlarının servise gittiği firmanın yöneticinin arkadaşı olduğunu bilmemesinde.

Gördüğünüz gibi, denetim deyip geçmeyin. Müşteri hizmetlerinin kalitesini yükseltmek için uygulamamız gereken bir mekanizma. Uygulayan şirketlerin pazar paylarının artacağı tartışılmaz.

Son olarak, kitaplardan bahsetmek istiyorum. Geçenlerde Komdata’nın çıkarttığı bir kitap geçti elime. “Network kullanıcılarına Mikrobilgisayar ve DOS kavramları” adındaki kitap, herkes için oldukça faydalı bir kaynak. Anlaşıldığı kadarı ile bu bir serinin başlangıç kitabı aynı zamanda. Elime geçtikçe ve yerim olduğunca, bu tür yayınların tanıtımına da yer vermeye çalışacağım.

Sevgi ve başarı dolu günlerin sizlerle olması dileklerimle.

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 13.2.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Denetim
Feb 06 1995

Tam Zamanı

Posted by

Başlığı görünce kendi kendinize sormuş olmalısınız, neyin tam zamanı? Aslında bu yazı bir miktar şirket sahipleri, yöneticiler, bilgi işlem müdürleri, son kullanıcıları kısacası alıcıları ilgilendiriyor.

Alıcıları ilgilendiren bir konunun doğal olarak satıcıları da ilgilendirmesi kaçınılmaz. Çünkü, alıcıların nasıl davranacağını önceden tahmin ederek ürünü satmaya çalışmak, hazırlıklı olmak önemlidir.

Bildiğiniz gibi geçen seneye kadar, şirketler genelde alımlarını sene sonunda yapmaya çalışırlardı. Bunda en büyük etken, demirbaşlarını yılın son gününde dahi alsalar bedelinin %50’sini amortismana ayırıyorlardı. Özellikle bilgi işlem sektöründe, yılın son iki üç ayı hemen hemen yılın kalan dokuz ayına eşit cirolar yapılabiliyordu.

Geçtiğimiz sene ise yapılan bir değişikle bu imkan ortadan kaldırıldı. Artık demirbaşı aldığınız aydan itibaren sene sonuna kadar geçecek süre kadar amortisman ayırabiliyorsunuz. Dolayısı ile aralık ayında yapacağınız bir demirbaş alımının ancak on ikide birini amortismana ayırmanız mümkün. Üstelik kalan kısmını amortismanın biteceği son yıla kadar bekletiyorsunuz.

Bu durumda ortaya çıkan sonuç, işletmelerin özellikle bilgi işlem ile ilgili yatırımlarını yılın ilk üç ayında yapmalarında fayda görecekleri.

Bilgi işlem sektöründe yaptığım pek çok görüşmede, ocak ayı satışlarının şirketleri memnun etmediği, Ramazan’ın da etkisi ile şubat ayında bir miktar daha da azalış olabileceği beklentisini tespit ettim.

Bununla birlikte, eğer demirbaşlar ile ilgili bir takım yeni uygulamalar dikkatle incelenir ve alıcılara aktarılabilirse pazarda bir miktar genişleme olacağının da düşünüldüğünü gözledim.

Hislerim, bilgisayar ile ilgili yatırımı özellikle demirbaş olarak yapmak isteyen şirketlerin, bilgi işlem sektörüne para harcamaya başlamalarının tam zamanının geldiğini söylüyor. Vakit çok geç olmadan ihtiyaç duyduklarınızı temin edin, model yenileyin.

Model yenileyin dediğimde hemen belirteyim; geçtiğimiz hafta Microsoft Word ve Excel ürünlerinin Türkçe sürümlerinin yeni versiyonlarını tanıttı. Türkçe versiyonların eski sürümlere ait olmasından dolayı, İngilizce versiyonları kullanan kullanıcıların elde ettikleri bütün olanaklardan faydalanamayan son kullanıcılar için olumlu bir gelişme.

Son olarak, geçtiğimiz hafta sonunda bir günlük gazetedeki iki ayrı röportajda, röportaj yapılan kişilerin e-mail kullandıklarını okudum. Ne kadar keyiflendiğimi anlatamam. Üstelik ikisi de bilgi işlemci değiller. Darısı bizim bilgi işlemcilerin başına.

Sevgi ve hoşgörü yılı içerisinde bulunduğumuzu tekrar hatırlatarak, yaşanacak günlerin sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini dilerim.

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 6.2.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Tam Zamanı