Apr 25 1995

İletişim’e Devam

Posted by

“Bilgi, insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkudan kurtarır.” Konfüçyus

Geçtiğimiz haftalardan birinde, iletişim konusunda yazdığım yazının hemen ertesinde, “Gelişen İletişim Teknolojileri Uygulamaları ve Etkileri” başlıklı bir organizasyon davetiyesi elime geçti. Anımsayanlar olabilir, o yazımda bilgi işlem dışındaki iletişimden söz etmiştim.

İzlediğim bu toplantı dolayısı ile hazır yeri gelmişken, bilgi işlem alanındaki iletişimden ve bu organizasyondan bahsetmek istiyorum.

Organizasyon, AIESEC tarafından düzenlenmiş olup, Arthur Andersen, IBM ve Turkcell tarafından sponsorluğu üstlenilmişti. Hepimizi yakından ilgilendireceğini düşündüğüm kısımları kısaca özetlemeye çalışacağım.

Öncelikle, Galatasaray Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Niyazi Öktem, “21.Yüzyıl Bilgi ve İletişim Çağı” başlıklı bir konuşma yaptı. Konuşmanın, çarpıcı noktalarından birisi, işletmelerde bir sosyolog bulundurulmasının getireceği yararlar üzerine idi. Bu konu üzerine sizin de düşünmenizi öneririm

I-Bimsa, EIS “Executive Information Systems” üzerine enteresan bir tanıtım yaptı. OS/2 altında çalışan TRACK isimli bir ürünle geliştirilen ve Sabancı Holding üst yönetiminin, holding bünyesindeki faaliyetlere ilişkin özet bilgileri alabildiği bir çalışma sunuldu. Üst yönetime uygulama geliştirmek için çalışanların, TRACK isimli ürünü incelemelerinde fayda var.

Arthur Andersen’in tanıtımı daha da ilginçti. Lotus Notes üzerinde 70,000 çalışanın kullandığı uygulamadan örnekler verdiler. Özellikle, dünyanın başka herhangi bir yerindeki ofiste hazırlanmış bir sununun, Türkiye’deki ofis çalışanları tarafından kullanılmasının, kendilerine aynı sahadaki rakiplerine nazaran, bir teklif veya sunu aşamasında en az iki hafta avantaj sağladığını belirtirken, çok haklıydılar.

Burada önemli olan, bilgiye sahip olmak değil, sahip olduğunuz bilgiyi diğer kişilerle paylaşıp, bir sinerji ortaya çıkarmak. Bu taktirde, pazarda daha rahat hareket edebiliyorsunuz. Bilgi birikimini doğru yöne kanalize edip, değerlendirdiğinizde elde edilen sonuç tahmininizden daha göz alıcı oluyor.

Internet ile ilgili üç kısa başlık iletmek istiyorum. İlki, Playboy’un başlattığı web server yoğun bir ilgi ile karşılaşmış durumda. Playboy, “Women of Internet” konulu bir de kampanya düzenlemiş bulunuyor. ızlenimlerime göre, şu sıralarda internet üzerinde yeterince konuşulmakta.

SATAN “The Security Administrator Tool for Analyzing Networks” uygulaması geçtiğimiz günlerin en çok konuşulan konularından bir diğeri idi. Internet ağındaki çeşitli bilgisayar sistemlerindeki güvenlik deliklerini bularak, raporlayan bu uygulama çok yankı uyandırdı. Gerçekten incelemeye değer bir ürün.

Son haberimiz, geçenlerde TRT-1’de izlediğim bir programda, Selçuk Belediye Başkanı, Belediye olarak Internet’e bağlandıklarını ve ilçelerini Internet üzerinde tanıtmaya başladıklarını sözlerine başlarken iletti. Bilgi işlem sektöründeki çalışanların bu konuya daha yakından bakmalarını gerektirecek kadar önemli bir gelişme.

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 25.4.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on İletişim’e Devam
Apr 18 1995

Neler Oluyor?

Posted by

Geçenlerde konuştuğum bir arkadaşım, son haftalardaki yazılarımda sektördeki aktivitelerden söz etmediğimden dem vurarak, neler olduğunu sordu? Gerçekten de, son iki üç yazıdır, neler olup bitiyor pek bahsetmemişim. O zaman, gelin biraz geçtiğimiz haftaların aktivitelerini şöyle bir inceleyelim.

Piyasada, yine bazı parçalar, ürünler bulunmuyor. Sanki ithalat rakamları düştü ve düşmeye de devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda, artık herşeyi bir arada bulabileceğimizi tahmin ederken, bir baktım ki pek çok parça yine ortadan kaybolmuş. Galiba sektör, henüz işlerin iyi olacağı sinyallerini almamış durumda.

Aktivitelere gelirsek; CAD/CAM ‘95 fuarını izledik. Bu sene mekan olarak gerçekten güzel bir yer seçilmişti. Harbiye Kültür Merkezi kanımca böyle ihtisas fuarları için biçilmiş kaftan. Çalışma konusu, bilgisayar destekli tasarım ve üretim olan şirketlerin çalışanlarının, yetkilililerinin arzu ettikleri hemen her konuda çözüm bulabilecekleri bir fuardı. Seminer, eğitim ve tanıtım toplantıları doyurucu idi.

HP’nin tanıtım toplantısına gelirsek, “Intro Tour ‘95” adı altında düzenlenen bir tanıtım semineri düzenlenmişti. Ana tema, lavlar üzerinde yürümenize yardımcı olabilmemiz için size yeni ürünler sunuyoruzdu. Gerçekten, PA-RISC işlemcisi kullanılarak oluşturulan yeni merkezi bilgisayarlar, fiyat performans olarak etkileyici. ış istasyonlarındaki performansta yeterli gözüküyor.

Digital Equipment’ın toplantısından sonra katıldığım bu organizasyon, işlemci pazarında rekabetin yoğunlaştığını gösteriyor. Şimdi diğer şirketleri bekliyorum. Bakalım ne zaman bu tür bir tanıtım toplantısı düzenleyecekler.

Aradan epeyce bir zaman geçti, ancak Otomasyon ‘95 fuarındaki izlenimlerimi aktarmak istiyorum. Bu sene ikincisi yapılan organizasyon, geçen senekinin aksine tam adına yaraşır bir şekilde idi. Bilgisayar şirketlerinin azınlıkta olduğu fuarda, otomasyon konusunda çözümü olan şirketleri görüp, bilgi almak mümkündü. Üretimin, otomatik olarak takibine yönelik ürünlerin adedine baktığınızda, ülkemizde bu konunun ne kadar gelişmiş olduğunu izleyebiliyordunuz.

Aktiviteler bu kadar. Birazda müzik. Mike Oldfield’ın “The Songs of Distant Earth” albümünü dinlediniz mi? Piyasaya çıkalı yeni olmamasına karşın, eğer bu tür müzikten hoşlanıyorsanız, alıp dinleyin. Enteresan tınılar içeren bir çalışma.

Ne zamandır filmler üzerine yazmıyordum. Maalesef, bu hafta gittiğim, fakat görmenizi tavsiye edemeyeceğim bir film var. “Çılgınlığın Ötesinde” isimli korku filmi, bir John Carpenter filmi olmasına rağmen, korku filmi olamamış. Konusu kısaca, okumakta olduğunuz bir kitabın kahramanının siz olduğunu farkederseniz, başınıza gelecekleri işliyor. Daha güzel filmler bulup gitmenizi öneririm.

İstanbul Film Festivali’ndeki filmlerden en azından birisine gittiniz mi? Artık çok geç. Ancak, belki aklınızın bir köşesinde bulunur ve seneye vakti geldiğinde programınıza alıp, gidersiniz.

Goethe’nin güzel bir özdeyişi ile bu haftanın yazısını tamamlayalım. “ınsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını korumak için paralarını verirler.”

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 18.4.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Neler Oluyor?
Apr 11 1995

İletişim

Posted by

Aslında, bu yazımın başlığını “İletişimsizlik” olarak vermeyi uzun süre düşündüm. Ancak, yazıya olumsuz bir başlıkla başlamak, çok kötümser düşünmek olacağı için, bu şekilde kalmasında fayda gördüm.

İletişim derken, bilgi işlemcilerin kullandıkları anlamda veri aktarımı, uzaktan bilgilere erişme, bilgi işlem sistemlerini kullanma gibi kavramlardan söz etmek istemiyorum. Bilgi işlem sektörü yayınlarını izleyenlerin pek çoğu zaten bu kavramlara yabancı değiller.

Benim değinmek istediğim konu tamamen farklı. Kişiler, şirketler ve kurumlar, departmanlar ve toplumun çeşitli kesimleri arasındaki diyalog.

Gözlemlerime göre pek çok işletmede organizasyon yetersizliklerinden tutun da, günlük işlerin çok olmasına kadar çeşitli sorunlardan ortaya çıkmış bir diyalog eksikliği, iletişimsizlik söz konusu. Kişiler, sadece diğer departmanlardan talep ettiklerini daha rahat belirtebilmek için geniş grupların dahil olduğu ve konu ile ilgili ilgisiz herkesin katıldığı toplantılar icat ediyorlar.

Aklımda kalan bir sözü aktarmak istiyorum.

– Herkesin çözemediği problemlerin çoğu, vaktinde ele alınmaya cesaret edilmeyen veya aslında basit görünen ve önem verilmeyen problemlerdir.

Geçtiğimiz günlerde yapılan bir üst düzey yöneticilerin katıldığı toplantı sonucunda işletmenin genel müdürü, toplantının sonucunu iki kelime ile özetledi; “ıletişim yetersizliği”. Departman sorumlularının birbirlerine bilgi aktarmada hasis davranmaları sonucunda ortaya çıkan belirsizlik işletmelere pahalıya mal oluyor. Dolayısı ile bilgi işlem sistemlerini sağlıklı olarak haberleştirebilmek, birbiri ile bağlantısını sağlayabilmek için, öncelikle kişisel iletişimi gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Bilgiyi paylaşmak zorundayız. Diğer kişilerle paylaşmadığınız bilgi bir süre sonra kendiliğinden önemini yitirir. Bilginin azı kadar fazlasının da zararlı olduğunu belirtmek gerekiyor. Yönetimin ihtiyaç duyduğu bilgi her zaman en çok bilgi demek değildir. Az fakat bütün organizasyonu ve rakamları özetleyebilen bilgidir.

Bu bilginin de uygun zamanda kendisine ulaştırılması gerekir. Şemalarla desteklenmiş olması, matris raporlar biçiminde olması tercih edilir. Bu sayede mukayeseler kolayca yapılabilir. Yönetim ihtiyaç duyduğu rakamları değişik raporlardan kendisi toplamamalıdır.

Bilgi toplumu olacağımızı söylediğimiz zamanlarda, bilgi işlem sistemleri arasındaki haberleşmeyi sağlamak üzere gösterdiğimiz çabaların bir kısmını da kişiler arasındaki diyaloğu, iletişimi güçlendirmek üzere harcamalıyız. Bu sayede iletmek istediğimiz mesaj ilgili yerlere ulaşır, yapılan projeler herkes tarafından destek görür.

Murph’yi bilgi işlemcilerin çoğu tanır. Pek çok toplantımıza kendisini konuk ederiz. Hele, “Arabanızı yıkattığınız gün yağmur yağar” veya “Bahçenizi suladığınız gün yağmur yağar” deyişini de anımsayan çoktur. Peki, “Yağmur yağdırmak için arabanızı yıkatmayın” ‘ı biliyor muydunuz?

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 11.4.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on İletişim
Apr 04 1995

Zaman Akıp Gidiyor

Posted by

Şu anda okumaya başladığınız yazı, onikinci yazım. Bir düzineyi tamamladık. Geriye baktığımda pek çok konuya değinmeye çalıştığımı görüyorum. Bu arada bazı yazılarımda değindiğim konuların başka köşelerde de konu olarak işlenmeye alınmasını keyifle izliyorum.

Ancak, yine de yazılarımın yeterince okunduğundan ciddi endişelerim var. Geçen akşam katıldığım bir toplantıda, geçtiğimiz haftalarda yazdığım bir ürünü muhakkak gidip görmem gerektiği söylenince, dayanamadım. Sözü geçen ürünü geçtiğimiz ay ben inceleyip, bir yazıma konu etmiştim demek zorunda kaldım. Üstelik bunu söyleyen kişi bilgi işlem sektöründe oldukça eski birisi ve bence sektörü yakından takip etmek zorunda.

Neyse, galiba ortak özelliğimiz olan “okumama” bilgi işlem sektöründe de geçerli. Özellikle yazılımcılar tarafından hep konuşulur; “Kullanıcı el kitapları okunmuyor, kitaplarda yazılanları kullanıcılara anlatmak zorunda kalıyoruz”. Kısa bir gözlem yapın. Acaba kaç kişi yeni aldığı yazılımı kurmadan önce bütün kitapları okuyup, sonra kurmaya ve kullanmaya başlıyor.

Geleneksel, ben nasıl olsa yaparım yaklaşımı burada aynen geçerli. Eğer bir sorun çıkarsa kitaplara müracaat ediliyor. Hatta geçenlerde bir ahbabımın başına ilginç bir olay geldi. Aldığı bir işletim sistemini kurduktan sonra farkedildi ki, baştan bir parametreyi eksik tanımladığı için sistemi silip tekrar kuruluş yapması gerekiyor. ınanılmaz bir zaman kaybı. Ancak, şimdi akıllandı. ışine yarasın yaramasın kitapların hepsini okuyup bitirdikten sonra kuruluşu yapacakmış. Tekrar başa dönme riskini yaşamak istemiyor.

Esasında bu örneğe bakınca, acaba böyle kitap okumadan kuruluş yapanlara kitaptaki bir parametreyi atladığı için sistemi yeniden kurduracak bir metod geliştirilirse ne olur diye düşünmemek elde değil. Belki, hoş bir şey değil. Ancak, belki biliyorsunuz. ılk yazılan virüslerin kopya yazılım kullanımını engellemek için ortaya çıkarıldığı söylenmekte.

Virüsler demişken, aklıma gelen enteresan bir olay. Bir ahbabımıza alınan bilgisayar kurulduktan sonra, dikkat edin çocuklar kullanırlarken virüs bulaşabilir demek gafletinde bulundum. Evin beyi bu konularda oldukça bilgili, dolayısı ile ne kastettiğimi anladı. Ancak, evin hanımı acaba üstüne bir örtü filan örtsek nasıl olur bey demez mi? Evin beyi hemen konuyu değiştirerek, ne kadar güzel bir bilgisayar aldıklarını, kendisine virüsler konusunda daha sonra bilgi vereceğini belirtti.

Geçtiğimiz hafta, Komdata, Novell’in “GroupWare” ürünlerinin tanıtıldığı bir toplantı düzenlemişti. Bunlar arasındaki InForms, SoftSolutions ve GroupWise enteresan ürünler. Özellikle InForms, bilgisayar ortamında bir takım formların tasarlandıktan sonra, doldurulup diğer kişilere iletilmesini, veri tabanlarında saklanmasını, incelenmesini kolaylaştıracak bir ürün. Toplantının çarpıcı yönlerinden biri, Novell’in gelecekle ilgili planları ile gerçekleştirmeyi düşündüğü ürünlerle pazarda rekabetin artacağı ve bunun kullanıcılara getireceği kolaylıklardı.

Bu haftanın sözü Pir Sultan Abdal’dan; “Cehennemde ateş yoktur, her insan kendi ateşini bu dünyadan götürür.”

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 4.4.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Zaman Akıp Gidiyor