May 30 1995

Birlik İçinde Çalışmak

Posted by

Bilgisayar şirketlerinin bir derneğe üye olmaları gerekir mi, gerekmez mi? Bu soruyu sormaya beni iten sebep, bilgi işlem sektörü ile kullanıcı olmak dışında hiçbir bağlantısı bulunmayan bir ahbabım ile yaptığım sohbet oldu.

Ahbabımın şirketindeki bilgisayar sistemlerinin geçtiğimiz günlerde bakım işlemlerine alınmaları zorunluluğu doğmuş. Teknik servis ekibindeki kişiler ve yetkililerle yaptığı konuşmalarda, yapılan açıklamalar, farklı fiyat politikaları, kullanılacak parçaların bedelleri konusunda o kadar çelişki ile karşılaşmış ki, beni bulup; “Bilgisayar şirketlerinin bağlı olduğu bir meslek kuruluşu, oda filan yok mu?” diye sordu. Doğal olarak buna verdiğim yanıt, “TÜBİSAD var”, oldu.

Geçen sene düzenlenen, TÜBİSAD toplantılarında da bu konular görüşülmüş, hatta bir de çalışma grubu kurularak, bazı ön hazırlıklar yapılması planlanmıştı.

Tekrar gündeme getirme ihtiyacını duymamdaki sebep, her ne kadar biz gecikiyorsak ta, bilgi işlem sektörü dışındaki kişiler bir süre sonra buna kendilerince bir çözüm bulacaklar. Bu durumda, bizim götürmediğimiz, benimsemekte güçlük çekeceğimiz bir çözümle yaşamak zorunda kalabiliriz. Artık, kolları sıvayıp, işe başlamanın zamanı geldi, geçiyor.

Bence, TÜBİSAD, üye adedini arttırarak, kar amacı gütmeden, tekelleşme konusunda şirketleri rahatsız etmeyecek şekilde ve herkesin sesini eşit olarak duyurabileceği bir platformda öncülük etmeli.

Geçtiğimiz günlerin organizasyonlarına gelirsek;

Anixter’in organize ettiği toplantı, birbirinden ilginç konularla doluydu. Üç şirketi biraraya getirmişlerdi ve konuşmacıların hepsi yurt dışından gelen konuklardı. AT&T, Bay Networks ve Digital’dan katılan konuşmacılar enteresan konulara değindiler. Genel kanı, network’leri birleştirmek için gelecekte ATM’ler kullanılacak. Bay Networks’un belirttiği bir nokta da enteresandı. Anixter, Bay Networks’un cirosunun %20’sini tek başına sağlıyor. AT&T’de “Structured Cabling System” uygulamasında, son kullanıcıya 15 sene garanti verildiğini açıkladı.

Digital’ın toplantısının konusu “Digital knows Networks” sloganı ile, Networking için Digital’ın sahip olduğu ürün yelpazesi ve bilgi birikiminin tanıtımı idi. Çok yakın bir gelecekte, network’lerde kullanılan ürünlerin Digital’dan da alınmaya başlayacağını gözlemleme fırsatı buldum. Dağıtıcılarla çalışacakları için, networking pazarından hep beraber pay almayı düşündüklerini açıkça belirttiler.

Bu iki toplantı çok açık olarak, şirketlerin networking konusunda ciddi yatırımlar yapacaklarını belirtiyor. Belirtildiğine göre, bir bilgi işlem yatırımında, yatırımın %5’i kablolama ve networking’e harcanıyor.

Sinemaya gelirsek, Dustin Hoffman’ın başrollerinden birisini oynadığı, “Outbreak” – Tehdit filmi, şu anda yaşanan salgınla aynı zamanlara tesadüf edince, ilginç bir yapıt oluyor. Filmin en büyük mesajı, her hangi bir hastalık mikrobunun ne kadar kolaylıkla kişiden kişiye geçebileceği ve ne kadar çabuk büyük bir kitleye bulaşabileceği. Gidip izlemenizi öneriyorum. Filmi seyrederken, böyle bir durumda sizin ne yapacağınızı düşünmeniz gerekecek.

Gandhi’nin bir sözü çok dikkatimi çekti. “Toleranssızlık, kendimize ve davamıza güvenmediğimizin bir işaretidir.”

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 30.5.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Birlik İçinde Çalışmak
May 23 1995

Keyifli Bir Yazı

Posted by

Son üç dört sayıdır, her yazıma koymayı kendimce bir gelenek haline getirdiğim, ünlü kişilerden alınma sözlere ara vermiştim. Gerçekte, bu biraz da zorunluluktan kaynaklanıyordu. O kadar çok yazılacak konu bir araya geliyordu ki, ünlü sözleri bir sonraki yazıda kullanmayı planlıyordum.

Ancak, geçenlerde bir kaç okurum, yazılarımda sürekli yer alan ünlü deyişlerin olmadığını, onlardan büyük keyif duyduklarını dile getirince, tekrar başlamam gerektiğini anladım. Bu arada bir de keyifli konuların da azaldığını belirttiler. Eh, o zaman alın size keyifli bir yazı.

Aman sakın şöyle düşünmeyin. Tamam, yazacak konu kalmadı, yine ünlülerden alınma deyişleri yazmaya başladı.  Merak etmeyin, bütün konulara gerekirse kısaltarak, ama muhakkak değinmeye çalışacağım. Zaten, bu yazıyı sonuna kadar okursanız, bu kadar birbirinden kopuk, farklı konunun bir arada nasıl yazıldığına da hayret edebilirsiniz.

Geçtiğimiz günlerin etkinliği, Dataquest şirketinin düzenlediği, “Çağrılı Bilgisayar Konferansı” idi. Böyle yazınca anlamak güç olabilir, “Invitational Computer Conference” diyelim.

Dataquest, Türk bilgi işlem sektörü için çok bilinen bir isim değil. Kendileri de bunu zaten kabul ediyorlar. Bir seri konferansın bir diğer durağı Türkiye. Ancak, güzel olan taraf pek çok firmanın yurt dışı çalışanı, kendi ürünleri ile beraber, ileride neler yapmayı planladıklarını da açıkladılar.

Hangi şirketlerin ne tür ürünler sergilediklerini dergilerden, gazetelerden zaten görürsünüz. Benim ilgimi çeken, IBM’in OEM grubunun konuşması oldu. Kendileri ile seminerden sonra da konuşma fırsatı buldum. Özellikle, altı ila on katmanlı CD’lerin hayata geçmesinin söz konusu olabileceği ve mavi lazer konularında yapılan çalışmalar, araştırma ve geliştirmeye ciddi yatırımlar yapıldığını gösteriyordu. PERM “Pre-Embossed Rigid Magnetic” Teknoloji üzerine kaynak bulabiliyorsanız, vakit kaybetmeden okuyun.

Konferansta dikkatimi çeken bir noktada, izleyicilerin doldurmaları için verilen formlardaki bir soru idi. Türk Bilgi İşlem Sektöründe yer alan firmaların kendilerini mukayese etmesi için, bu soruyu buraya alıyorum. “Çalıştığınız yerin 1994 yılı toplam cirosunu ne kadar tahmin ediyorsunuz?”. Bu sorunun cevapları kategorilere ayrılmış durumda. Sıkı durun, ilk kademe, başlangıç, 5 Milyon Dolardan az. Yani, ikinci kademe bir ciroya sahip olabilmek için 5 Milyon Dolardan fazla bir ciro yapmış olmanız gerekiyor. Son kademe ise 500 Milyon Dolardan fazla.

Ayın oyunu, geçtiğimiz hafta iki üç akşam uykusuz kalmama yol açan, “Sim Tower”. Maxis, simülasyon programları ile ün kazanmış bir firma, bu programı ise, bir Japon firması yazmış, Maxis pazarlıyor. Programda, bir gökdeleni inşa ederek, yönetmeye çalışıyorsunuz. Bir süre sonra anlıyorsunuz ki, gökdelenlerde en zor yönetilen kısım, asansörler. Bir süre sonra sıkılsanız da, başlarda keyif alacağınızı söyleyebilirim.

Sinemaya gelirsek, Robert Altman’ın son filmi, vizyonda olan”Pret-a-Porter” Hazır Giyim, pek çok ünlünün bir araya geldiği, moda dünyasını anlatan bir film. Filmde bir de sürpriz var. Ancak, ben söylemeyeyim sonra sürpriz olmaz, siz kendiniz bulun.

Lord Chesterfield’den bir deyişle yazıyı kapatalım. “İş hayatında en önemli güzel huy, sabırdır. İnsanlar anlatacakları şeyleri dinlemenizi, arzularını yerine getirmenize tercih ederler.”

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 23.5.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Keyifli Bir Yazı
May 16 1995

Bayram ve Sonrası

Posted by

Bayramın üstünden bir hafta geçti. Pek çoğunuz tatil yörelerine gitti. Bir kısmınız ise iş yerlerinin bulundukları şehirlerde kalarak, işleri toparlamaya veya sakin bir tatil geçirmeye çalıştılar.

Ben, İstanbul’da kalmayı tercih eden gruptandım. Sessiz, sakin, huzurlu bir hafta yaşadım. Trafik sorunundan uzak, sürekli telefonların çalmadığı, gittiğiniz her yerde yer bulabildiğiniz bir ortam.

Uzun süreli bir tatilin araya girmesi, yapılmakta olan projelerin kendiliğinden bir ila iki hafta ötelenmesine yol açtı. Hatta, başlaması düşünülen projelerin teslim sürelerine üç hafta eklendi. Zamanı bu kadar ucuza harcamaya devam edersek, nasıl bir yerlere geleceğiz, çok merak ediyorum.

Okulların tatil olmasına da kısa bir süre kaldı. Bu demektir ki, sektörde tatil haftası çoklu ortam destekli kişisel bilgisayar satışlarında bir artış, daha sonra da yavaşlayarak, sonbahara kadar durgun günler gözükmekte. Artışın başlayacağı tarihler, Bilişim Kurultay’ının başladığı tarihler civarında olacak. O tarihe kadar, şirketler yapmaları gereken projeleri bitirmek, organizasyon değişikliklerini yetiştirmek zorundalar. Yeni ürünlerinin piyasaya çıkma tarihini, sonbahar başları olarak tespit etmiş olmaları gerekiyor.

Yurt dışında da durum hemen hemen böyle. Yeni ürünler genellikle sonbahar ile yılbaşı dönemlerinde piyasaya sunuluyor. Gerçi bizde uygulama yazılımlarının pazarı henüz her eve girecek ürün adedi açısından yeterince büyük değil. Yine de, okullar açıldığında, pazarın esas keyfinin yerine geldiği bir gerçek.

Yeni donanım ve yazılımın iş yerlerine hitap edecek olanlarında da avantaj, yeni yıl bilgi işlem bütçeleri hazırlanırken yer almak ve bir sonraki dönemde bütçeden satın alımını yaptırmak. Dolayısı ile, sonbahardan itibaren pazara girecek ürünlerin bu seneki bilgi işlem harcamaları bütçesinden değilse bile, bir sonraki yılın bütçesinden alınmaları olasılığı fazla.

Bayramda en çok keyif duyduğum olaylardan birisi de, Ankara’dan bağlantı kurduğum internet çıkışının (servis.net.tr) hız kazanması oldu. Ne büyük keyif aldım, anlatamam. İstediğim her yere bağlandım. Bağlandıktan sonra herhangi bir ekranın gelmesini beklerken, dışarıya çıkıp hava alıp gelmeme gerek kalmadı. Bu hız bile yeterli değil, ancak en az bu hızda çalışılmalı diye düşünüyorum. Bu arada, dikkatimi çeken bir başka konu, bazı üniversitelerin internet servisi veren sistemlerinin açık olmaması oldu. Hem de bunlardan biri kırk sene düşünsem ve de kapalı olduğunu söyleseler inanmayacağım bir üniversitenin servisi idi. Ne yapalım, onlar da böyle çalışmayı seçmişler.

Internet konusuna gelmişken, basından takip ettiğim kadarı ile TOBB ile TÜSİAD’ın internet’e bağlanma konusunda girdikleri yarış çok kişinin ilgisini çekmiş gözüküyor. Bakalım internet’e bağlandıklarında ne değişecek. Internet, internet derken, bir seferberlik başladı, sormayın gitsin. Herkes internet peşinde.

Compuserve’ün abone sayısı üç milyona ulaşmış durumda. Bunun ancak otuzbin’i Avrupa’dan. Dolayısı ile ancak yüzde bir paya sahip Avrupa’lı aboneler. Yıllar önce “Niye Compuserve Türkiye’ye yatırım yapmıyor” diye bir ahbabımla konuşurken, pazarı çok küçük bulduklarını, bu kadar küçük bir pazara yatırım yapmak istemeyeceklerini söylemişti. Şimdi rakamlara baktığımda, gerçekten pazar, şu aşamada yapılacak yatırımın ne kadar sürede geri döneceği tahmininin yapılmasını güçleştirdiği için, yatırımın yapılmasını geciktiriyor.

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 16.5.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Bayram ve Sonrası
May 02 1995

Anımsadıklarım

Posted by

Bu hafta biraz “bilgi”den bahsedelim. Yöneticilerin bilgiye nasıl baktıklarından başlayarak, nasıl karar verdiklerine kadar irdelemeye çalışalım. Hemen hemen hepimizin bu konularda zaman zaman düşündüğünü tahmin ediyorum.

Yöneticiler nasıl karar verirler, bilgi işlem sektörü bu konuda nasıl yardımcı olabilir? Bu soruyu sormadan önce, yöneticinin kendisine sorması gereken bir başka soru vardır. Acaba yönetici hangi kararları alacağını biliyor mu veya buna uygun yeterli vizyona sahip mi? Yöneticinin hangi bilgilere gereksinme duyacağını anlayabilmesi için bu soruya cevap verebiliyor olması gerekir.

Bir konuyu ne kadar az biliyorsak açıklığa kavuşturmak için o kadar çok değişkene ihtiyaç duyarız. Bu nedenle yönetici konuyu çok iyi bilmiyorsa, genel olarak güvenliğini sağlamak için alabileceği kadar çok bilgi isteyecektir. Konuyu yöneticiden de az bilen sistem analisti, bilgisayar tasarımcısı yardımcı olabilmek için elinde bulunan her türlü bilgiyi vermeye çalışacaktır. Bu da yöneticiyi gereksiz bilgilerin yükü altında bırakacak ve karar vermesini zorlaştıracaktır. O halde bilgi işlem çalışanları elden geldiğince az fakat öz bilgilerle yöneticiye rapor vermek zorundadır.

Peki, bu bilginin yönetime sunuluş zamanı ne olacak? Kazanılan hız her zaman doğru karar verilmesini sağlar mı? Bir yöneticiye gerekli zamanda ulaşmamış olan bilginin doğruluk derecesinin yüksek olmasının pek değeri yoktur. Yani bilginin, yanlız doğru olması yeterli değildir, aynı zamanda bilginin yöneticilere zamanında ulaşması gerekir. Ancak, yöneticiler çoğu kez doğruluk ile süre arasında bir seçim yapmak zorunda kalırlar. Çünkü bilginin doğruluk oranının yüksek olması gecikmelere sebep olabilir. Ayrıca bilginin yöneticiye ulaşma süresi ne kadar kısa olursa maliyeti o derece yüksek olacaktır.

Bilginin elde edilmemesinden oluşan maliyetle, bilginin elde edilip işlenmesinin maliyeti arasında bir denge sağlanmalıdır.

Şirketler hakkında olumsuz yazılar yazmayı pek sevmem ancak, geçtiğimiz günlerde şirket olarak yaşadığımız bir olay, beni bu konuda sizleri uyarmak için yazmaya itti. Bazı projelerin gereği, yurt dışından çeşitli yazılımlar getirip kullanmamız gerekiyor. Şimdiye kadar genelde DHL ile sorun olmaksızın şirketimizin kapısına kadar siparişler ulaşıyordu. Hatta bir seferinde, DHL kendi kusuru olmadığı halde, gelirken yolda parçalanmış kutuların yenisini temin etti. Son gelen sipariş TNT Express ile gönderilmiş. TNT Express, yazılımın gümrükte bulunduğunu, bizim almamız gerektiğini haber verip, aradan çekilmiş. Gümrükten çekmek için epeyce zaman kaybettik. Size önerim, yurt dışından bir yazılım getirtiyorsanız, çalışacağınız kargo veya kurye şirketinizi iyi seçin ve yurt dışındaki firmaya özellikle isim belirtin.

Hep Internet’ten bahsediyoruz. Bir haberde, HitNet’ten vermek istiyorum. Bilmeyenler için tekrar edeyim; HitNet, “Hi Türkiye Net”’in kısaltılmışı ve Türkiye’deki BBS’ler arasında mesaj alışverişini sağlayan bir sistem. İşte bu net’e geçtiğimiz günlerde Amerika’dan “Alliance” isimli bir BBS uç nokta oldu. Yani, Türkiye’de yazılan mesajlar bu net vasıtası ile Amerika’ya ulaşmaya başladı. Emeği geçen herkesi kutlamak gerekiyor.

Bu yazıyı çok doğaldır ki, bayramdan önce veya sonra okuyorsunuz. Bilgi işlem sektöründe yaz ayları dolayısı ile promosyon ayları başlamak üzere. Hazırlıklı olun.

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 2.5.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Anımsadıklarım