Jun 27 1995

Bilinçlendirme

Posted by

Satış veya pazarlama kadrolarında çalışanların görevi, müşterinin istediği bir sistemi, sadece ciro yapmak için, ihtiyacı karşılamayacak bir ürün olsa bile  önermek midir, ya da akılcı bir sistem talep edilmiyorsa, satışı kaybetmek pahasına, gerekli verilerle kullanıcıyı bilinçlendirmek midir?

Pek çoğunuz buna tabii ki, ikincisi, yani “kullanıcıyı bilinçlendirmektir” diyeceksiniz. Ancak, madalyonun bir de öbür yüzüne bakalım. Satış kadrolarının görevi de kendilerine verilen hedefi tutturmaktır. Dolayısı ile karşılıklı çelişiyormuş gözüken bir durumla karşı karşıya gibiyiz.

Gerçekte, böyle bir sorun yok. Satış kadrosu gayet makul bir şekilde kullanıcının istediği sistemin, ihtiyacı karşılamayacağını gördüğü zaman, akılcı bir metodla ihtiyacı karşılayacak sistemi önerebilir ve satabilir. Bu durumda da kotasını doldurmuş olacaktır.

Sadece müşteri istedi diye bir sistemi satmak, pazar şartları böyle oluşuyor, kullanıcılar bunu görmek istiyor, nasıl olsa anlamazlar diye eski teknolojiyi sunmak, bizim malımız en iyisidir lafları artık geride kaldı. Bizim kullanıcılarımız da yurt dışı yayınları takip ediyorlar. Üstelik, artık yurt içinde yayınlanan bilgi işleme yönelik yayınlarda da bir artış ve kalite gözleniyor. Haberleri yabancı yayınları izleyerek öğrenmek zorunda değilsiniz. Haftalık bilgi teknolojisi gazeteleri aracılığı ile hem yurt içi, hem yurt dışı gelişmeleri hemen hemen anlık takip edebiliyorsunuz.

O zaman, satış yapmadan önce iyice düşünmeliyiz. Müşteri kendi istediği malı alırsa, sistem işine yaramadığında, “Ama siz bu sistemi istemiştiniz” deyip, bu cümlenin arkasına saklanmak kolay değil. Hemen bir örnek vereyim, özellikle son dönemde ortaya çıkan yazılımlar, çalıştırılmak için, eskiden akla dahi getirilemeyecek kapasitelerde bilgisayarlar istiyorlar. Kullanıcı, sizden bir sistem almak istediğinde, kullanacağı yazılımı söylüyor ve sizin bilginiz dahilinde düşük kapasite talep ediyorsa ne yaparsınız? ıstediği konfigürasyonu verir, daha sonra sistemi büyütürsünüz. Ya da, baştan bu sistemin küçük olduğunu, biraz daha büyük bir sistem alırsa, daha iyi performans elde edeceğini söyleyip, başka bir sistem önerirsiniz.

Üçüncü bir alternatif daha var ki, henüz Türkiye’de yaygın olarak kullanılmıyor, “Bağımsız Bilgi Teknolojisi Danışmanlığı” şirketi ile fikir alışverişinde bulunmasını sağlarsınız. Bu durumda kullanıcıyı ikna etmek, gerçekçi verilerle onların işi olacak ve somut tablolar, kullanıcının ikna edilmesini kolaylaştıracaktır.

Biraz havayı değiştirelim. Briç meraklılarına bir müjdem var. “Bridge Deluxe II with Omar Sharif” isimli briç programı “Interplay” firması tarafından piyasaya sürüldü. Briçseverlerin ve aynı zamanda bilgisayar meraklılarının incelemesi gereken bir yazılım. Yerel ağ ortamlarında çalışma özelliğinin yanı sıra, son senelerde çok popüler olmuş çeşitli konvansiyonların parametrik olarak seçilmesi opsiyonu da var. Oldukça iyi bir oyun stiline sahip.

Geçtiğimiz günlerde, “NBC Super Channel” televizyon kanalında “Tycoons” isimli programda Bill Gates’in yaşam öyküsü anlatıldı. Tesadüfen izleme fırsatı bulduğum son derece iyi hazırlanmış bu programın, yayınlanmadan önce bilgi işlem sektörüne duyurulmasında fayda vardı.

“Üç taşınma bir yangın kadar kötüdür.” Benjamin Franklin. Geçtiğimiz hafta şirketi taşıdıkta, bu sözü anımsayınca, kendisine daha çok hak veriyorum.

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 27.6.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Bilinçlendirme
Jun 20 1995

Sıcaklarla Beraber

Posted by

Yaz sıcağı artık iyice kendisini hissettirmeye başladı. Bazı sektörlerde işler yavaşlarken, bazı sektörlerde de giderek hızlanmaya başladı.

Bilgi işlem sektörüne bakarsak, proje bazında çalışan şirketlerin tempolarında düşüş yok, hatta bir kısmında artış dahi söz konusu. Yaptığım çeşitli görüşmelerde, donanım ve/veya yazılım alacakların, yaz aylarını verimli kullanarak, önümüzdeki sezona hazırlıklı girmeye çalıştıkları gözleniyor. Dolayısıyla proje bazında çalışan bilgi işlem sektörü firmaları hayatlarından şikayetçi değil.

Donanım satıcıları da yok satıyorlar. Ancak, bazılarının gerçekten ellerindeki tüm ürünleri hemen geldiği anda mı tükettiklerini, yoksa ürünleri getirmeden, bugün geliyor, henüz bitti gibi cevapları vererek pazarı beklettiklerini anlayabilmiş değilim.

O kadar enteresan ki, bazı ürünler kesinlikle bulunamıyor. Sürekli gümrükte, çekilmek üzere. Geldiği anda da hemen bitiyor. Sanki, stoktan çalışmayan firma adedi çoğalmaya başlamış gözüküyor.

Yazılım şirketlerine bakarsak, o tarafta da bir hareket görünüyor. Ticari paketlerin geleneksel yaz kampanyaları başlamak üzere. Çoklu ortam yazılımları her ne kadar gereğinden az ise de, basında sürekli ilanlarla göz önünde bulunuyorlar.

Yazılım şirketlerine değinmişken, geçtiğimiz hafta iki firmanın ürün tanıtım toplantısı vardı.

İlki, “Minerva” şirketinin ürünü olan “Plantum”’un ve önümüzdeki dönem çıkarmayı düşündükleri “Omega”’nın tanıtımı idi. Minerva’nın Türk yazılım sektörüne bakış açısının net olarak izah edildiği toplantıda, kanımca enteresan noktalardan birisi, henüz piyasaya sürülmemiş ve üzerinde çalışmalar devam eden bir ürünün lanse edilmesi idi. Bilgi işlem sektöründen izleyici adedinin oldukça fazla olduğu toplantıda, önümüzdeki aylarda iki defa daha toplanılarak, elde edilen gelişmenin gösterileceği belirtildi.

Bu toplantının ardından “Logosoft” şirketinin distribütörü olduğu “S&S” şirketinin “Dr. Solomon’s Toolkit” yazılımını inceleme fırsatı bulduk.  Yazılım, çeşitli ortamlarda, ağırlıklı olarak kişisel bilgisayarları tehdit eden, bilgisayar virüslerine karşı koruma, herhangi bir şüphe durumunda teşhis ve eğer virüs var ise temizleme amaçlı kullanılabiliyor. Türkiye’de pazarlanmaya başlaması ilginç. Büyük firmaların kendilerini güvende hissetmelerini sağlayabilecek bir ürün.

Çoklu ortamla ilgili bir haber vermek istiyorum. Geçtiğimiz aylarda açılan ve güncel çeşitleri bünyesinde bulundurmaya gayret gösteren, “Romantic” isimli, sadece CD satarak hayatiyetini sürdürmeye çalışan bir firma var. Eğer, CD’lere meraklı iseniz, uğrayıp bir göz atmanızda fayda var. Eğitimden, müziğe, eğlenceden, çocuk masallarına kadar pek çok ürünü bulmanız olası. Son günlerde yurt dışında da gündemde olan Peter Gabriel’in Xplora CD’sini dahi satın alabilirsiniz.

Bu haftaki sözümüz Montaigne’den; “İnsanlar başaklara benzerler. İçleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.”

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 20.6.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Sıcaklarla Beraber
Jun 13 1995

Geçmişe Doğru

Posted by

Okumaya başladığınız bu paragrafı yazıyı bitirirken hazırladıktan sonra düşündüm ki; yazıyı sonuna kadar okumazsanız bu cümleleri kaçıracaksınız. Onun için yazının başlangıcına taşıdım. Yeni teknoloji ile yazı yazmanın keyfi de burada değil mi? Daktilo kullanıyor olsaydım, çıkart kağıdı en baştan her şeyi yaz. Halbuki şimdi işler ne kadar kolay. Filmlerde görüyorsunuz; yazar bir  şeyler yazmaya başlıyor ve beğenmediği anda daktilodan kağıdı yırtarcasına çıkartıp, buruşturuyor.

Yazıya başlamadan önce, geçtiğimiz hafta çok az aktivite olduğunu ve yazıyı bitirmenin zor olacağını düşünmüştüm. Farkında olmadan bana ayrılan yeri dolduracak kadar yazı yazmışım.

Bu hafta, geçmiş yıllarda nelerden konuşuyorduk, şimdi nelerden konuşuyoruz konusuna değinmek istiyorum. Ancak, hemen sadece eskilerden konuşacağımı zannedip, yazıyı atlamayın. İlerleyen satırlarda bugünlerde olup bitenlere de değineceğim.

Çok uzağa gitmeye gerek yok, 1991’de kişisel bilgisayarlarda sahip olunan sabit disk kapasiteleri 40 MB civarında idi. Dolayısı ile herhangi bir bilginin kaybında, sadece 40 MB bilgi kaybediyordunuz. Eğer CD’niz yok ise, yirmibeş otuz disketle gelen ve yüklenmek için saatlerce başında oturmanızı gerektiren yazılımlarınız da yoktu.

Şimdi hayat, hem daha kolay, hem de daha zor. Performans istiyorsanız, zamandan tasarruf etmek istiyorsanız, bütçenizi gözden geçireceksiniz. Daha kolay ve hızlı kullanım, daha iyi sistemler almanızı, teknolojiyi daha yakından takip etmenizi gerektiriyor.

Daha geçen gün bir firmada kullanılan ana bilgisayarın toplam sabit disk sürücüsünün 400 MB olduğunu söylediler. Sistemin maliyeti, alındığı sene itibarı ile 25,000.- Amerikan Doları civarında. Eğer kişisel bilgisayarlara ikiyüz, üçyüz dolara ekleyebileceğiniz bir sabit diski bu sisteme eklemek isterseniz, binlerce doları gözden çıkaracaksınız. Şirket yöneticilerinin söylediği çok enteresan. Tüm işletmenin bu kadar uzun sene ihtiyacını karşılamış ve hala da karşılamaya devam eden bu sistemden daha büyük kapasiteye sahip bilgisayarlar, şimdi kendi masalarının üzerinde duruyor. Yine de bazı uygulama yazılımları için sistemi büyütmek gerekiyor.

Burada hemen araya girelim ve bir hatırlatma yapalım. Bu sistemler, uzun yıllar pek çok firmanın bilgi işlem ihtiyacını karşılamış, hala da karşılamaya devam etmekte. Aslını ararsanız, kullandığınız sistem ihtiyacınızı karşılıyorsa, sadece modaya uymak uğruna sistemi değiştirmenize de gerek yok. ıhtiyaca yetmeyen kısımlar için, eğer ekip çalışması yapılmayacaksa kişisel bilgisayarlar veya yerel küçük ağlar ile farklı sistemler oluşturabilirsiniz.

Güncel konularımıza gelirsek, Bilişim Kurultayı için kaydınızı yaptırdınız mı? Bu yıl, her zaman görmeye alışık olduğumuzdan daha çok kişiyi kurultayda görmek istiyoruz.

Yazımızı yine güzel bir sözle kapatalım. “En iyiyi bulmak için uğraşırken, iyiyi kaybediyorsunuz” Kral Lear – Shakespeare. Bu söze dikkat edin ve içinde gizlenen derin anlamı bulmak için biraz zaman harcayın.

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 13.6.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Geçmişe Doğru
Jun 06 1995

Elektronikmanyetik Girişim

Posted by

Geçtiğimiz günlerde okuduğum iki dergideki farklı yazılar, elektrik sistemleri, kablolama, elektromanyetik girişim gibi konularda beni düşünceye sevk etti.

Pek çok firmada, eğer bir yerel ağ kullanılıyorsa, performans düşüklüğünden, anlamsız sistem kilitlenmelerinden, veri kaybından söz edilebilir.

Yapılan tüm araştırmalara karşın hiçbir şey bulamayabilirsiniz de. Tüm kablolama sistemi gözden geçirilir, network kartları kontrol edilir, ana bilgisayar, terminaller incelenir, performans testleri çalıştırılır; yine de sonuç yok.

Başımdan geçen dört olayı aktarırsam, belki daha somut olacak.

Gayet güzel çalışıyorsunuz ve aniden sistem kilitleniyor. Bu durumda elektrik sisteminizi gözden geçirtmenizde yarar olabilir. Belki, şirketteki bir klima çalışmaya başlamış ve elektromanyetik girişim sonucu ana bilgisayarı etkilemiştir. Belki de, ofisinizin dışında bir fabrikada üretim başlamış, pres çalışmaya başladığı anda, elektrik şebekesine yüklenmiştir.

Başka şirketlerde gayet hızlı, mükemmel çalışan bir uygulama yazılımı sizin firmanızda istenilen performansı sağlamıyor olabilir. Bu durumda network kartlarınızı muhakkak gözden geçirin. Sadece network kartlarını değiştirerek iki kat performansa çıkmanız mümkün olabilir.

Akşam şirketten gayet sakin bir şekilde çıktınız. Herşey kapalı, gönül rahatlığı içindesiniz. Sabah şirkete geldiğinizde, bakıyorsunuz lazer yazıcınızı sanki birisi kullanmış gibi, veri var lambası yanıyor. Bakıyorsunuz ve bir anlam veremeyip, ara belleği boşaltıyor, günlük yaşantınıza geri dönüyorsunuz. ılerleyen günlerde, bu olay tekrar ediyor. Sonunda, fark ediyorsunuz ki, odanızdaki lambayı kapattığınız zaman, bir şeyler oluyor ve yazıcı sanki kendisine bilgisayardan bilgi gelmiş gibi açık konumuna geçiyor.

Bunlar, benim yaşadığım küçük örneklerdi.

Bunları niye anlattım. Avrupa’da iş yapmak isteyen bilgi işlem donanım şirketleri artık elektromanyetik girişime yol açmayacak cihazları veya parçaları satmak zorundalar. Sanırım bu sayede, yukarıda saydığım örnekleri yaşamak zorunda kalmayacağız.

Yeni bir sistem kurmakta iseniz, ofise kurulacak tüm kablolama sistemlerine yatırım yapmaktan çekinmeyin. Topraklama, kesintisiz güç kaynağı, akım değişiklikleri önleyicisi gibi tedbirleri alın.

Küçücük bir dikkatsizliğin, tüm donanımınızı bir anda çalışmaz hale getirebileceğini, başınıza gelmeden bilmeniz mümkün olmayabilir. Dolayısı ile önerimi dinleyin ve sisteminiz var olsa bile kontrol ettirip gereken önlemleri aldırın.

Geçen hafta başlayan filmlere gelirsek; Sinemalarda oynamakta olan “Nostradamus” filmine, eğer gelecekte neler olacak diye öğrenmek için giderseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Film, Nostradamus’un hayatını anlatıyor. Üstelik, kitaplarda yazılan hayat hikayesinden farklı bir tarzda. Nostradamus’un kehanetleri ile ilgili Kurt Algeria’nın yazdığı ve Cep yayınlarının 1982 yılında Türkçe çevirisini çıkarttığı bir kitap mevcut.

Einstein’dan daha önce de birkaç söz yazmıştım. Bu söz yeni dikkatimi çekti, sizlerle paylaşmak istedim. “Eğer hayatımızı ve çabalarımızı düşünürsek, yaşayış ve arzularımızın öteki insanların varlığına bağlı olduğunu görürüz. Bildiğimiz ve inandığımız şeyleri bize başka insanlar öğretmişlerdir. Herkesin kıymetini bilmeliyiz.”

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 6.6.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Elektronikmanyetik Girişim