May 01 2005

Yarısı Dolu Yarısı Boş

Posted by

2001 Şubat sayısındaki padişah fıkrasını tekrar yayınlamak da yarar var.

Padişah bakmış hazine iyi durumda değil, vergi koyalım demiş. Yeni bir vergi çıkarmışlar, halk ödemeye başlamış.

Padişah sormuş; “Ortalık ne durumda?”.

“Çok memnun değiller ama ödüyorlar” denmiş.

Bir süre sonra bu da yetmeyince yeni bir vergi salmışlar.

Padişah yine sormuş; “Sorun var mı, insanlar ne yapıyor?”.

“Yüzlerinden düşen bin parça ama ödemeye devam ediyorlar” yanıtı gelmiş.

Padişah bunun üzerine madem sorun yok bir vergi daha salın demiş, ardından sormuş; “Ne yapıyorlar?”.

“Gülüp, eğlenmeye başladılar. Biz de anlamadık” denince,

“Tamam, artık yeterince vergi salmışız, burada duracağız” demiş.

Gülmeyin, gülmeyin. Altı üstü bu bir fıkra. Günümüzde yaşadıklarımızla hiç bir alakası yok. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde.

Bir de Deli Dumrul öyküsünü hatırlatayım.

Oğuz’da, Duha Koca Oğlu Deli Dumrul adındaki bir er, bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmış; geçenden otuz altın üç akça alırmış, geçmeyenden de döve döve kırk akça alırmış.

Yeni gelen vergileri düşündüğümde aklıma hemen yukarıdakiler geliyor. Özellikle mobil telefonlar için eklenen ya da yükseltilen vergiler yakında mobil telefonu olmayanların da ödemeleri gerekecek “mobil telefon sahibi olmama vergisi” ne de yol açacak gibi.

Kayıt dışı ekonominin üzerine gidilerek toplanan vergilerin artışı niçin sağlanamıyor, muamma. Ortada kayıtlı bir şey göründü mü hemen üzerine gidilmesi ise gerçek.

Ekonomik göstergelerin iyi gözükmesi, olumlu yorumlanması toplumun tüm kesimlerinde kabul görüyor mu. Bence görmüyor. Rakamlarla oynayarak kendimizi pembe bir dünyada görmeyelim. İşsizlik büyüyor, kapanan iş yeri sayısı artıyor. Gelir dağılımındaki fark giderek büyüyor. Dünya görüşü aynı olmayan kesimler arasında uçurumlar oluşuyor. Belki de gözden kaçırdığımız nokta burada. Kimlerin nelere nasıl para harcadığını ya da harcamadığını incelesek, sonuca varacağız. Alışverişlerdeki fatura ya da yazarkasa fişi alma ya da verme alışkanlığını artırsak, pazarlık sistemini kontrol altına alabilsek, pazarlıkta vergisiz kazancı düşünerek davranmasak biraz daha rahat olacağız.

Aslında bardağın yarısı boş yarısı dolu demek mi gerekiyor acaba? Karamsar tabloların yanında ülkeye gelen yabancı sermaye de mevcut. Ancak yatırım amaçlı mı geliyor, tartışılır. Para girişi sağladığı kesin, istihdam artışı ise getirmiyor. Yeni iş sahalarının açılmasında kullanılması gerekiyor ama ben pek göremiyorum. Yabancıların bir bildiği olmalı.

Bir sonraki yazıda buluşuncaya değin, esen kalın. “Bilgi paylaşıldıkça büyür” görüşünden yola çıkarak, düşüncelerinizi iletin, paylaşın.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Mayıs 2005 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Yarısı Dolu Yarısı Boş