Jun 01 2005

Kopuk

Posted by

Kesimler arasında diyalog yok. Her grup kendi içerisinde iletişim sağlıyor, kendi gündemini tartışıyor. Gemisini kurtaran kaptan anlayışı ortalığa hakim. Birlikte çalışmaktan doğacak büyük sinerji kullanılamıyor.

Toplumun içinde bulunduğu durumdan söz ediyorum. Açıklanan rakamlar sanki belli görüşlere sahip kesimleri dikkate alarak oluşturuluyor. Bu rakamlar ne kadar gerçekçi tartışılır. Her görüşün kendi istatistikleri var.

Biz yabancı sermaye gelsin diye beklerken yerli sermaye ülke dışında yatırımlara yöneliyor. Amaç para kazanmak olduğuna göre özel sektöre diyecek bir şey yok. Ancak toplumsal sorumluluk bilincini de unutmamak lazım.

Geçenlerde elektronik ticaretin ülkemizdeki durumunu konuşurken gelinen nokta; “kimsenin kimseye güvenmediği” idi. İthalatçı satıcıya güvenmiyor, satıcı alıcıya güvenmiyor, alıcı satıcıya güvenmiyor. Böyle bir ortamda hele sanal dünya söz konusu ise ticaretin nasıl gelişmesini beklersiniz. Gelişmez. “Rakamlar yalan söylemez, cirolara bak, her sene bir önceki senenin iki katına çıkıyor” dense de okyanusta bir damla su kadar kalıyor. Çok daha iyisi olabilir. Bunun olabilmesi için şirketler arasında veri akışının sağlanması, herşeyin belgeli olması, stokların, siparişlerin, sevkiyatların düzgün izlenmesi gerekiyor. Tabii bir de prosedürlerin hep aynı standartta çalışması, aklına esenin sistem değiştirmemesi lazım.

Yapılan planlar akşamdan sabaha eklenen bir madde ile prosedürdeki değişiklik sonucu ötelenmek zorunda kalıyorsa, ithalatçı dağıtıcıya, dağıtıcı satıcıya, satıcı alıcıya karşı zor durumda kalıyor. Pazardaki büyük oyuncular belli olduğu için de ne derlerse, nasıl uygun görürlerse o şekilde çalışılıyor. Firmalar yurt dışındaki bazı şirketlerin temsilciliklerini almış, bunun verdiği avantajı sonuna kadar kullanıyorlar. İstedikleri zaman pazarı mala doyuruyorlar, istedikleri az mal vererek fiyatın yükselmesini sağlıyorlar. Yine de bavul ticaretini engelleyemiyorlar.

Yükte hafif, pahada ağır teknolojik ürünlerin hangi kanallardan gelerek, son kullanıcıya satıldığı araştırılması gereken bir konu. Çünkü bazı mağazalarda bazı ürünlere öyle fiyatlar veriyorlar ki, yurt dışı fiyatını, ithalatçının yurt içindeki dağıtıcıya verdiği fiyatı, katalog fiyatını bilmenize rağmen şaşırıp kalıyorsunuz. Nakliyesi, gümrüğü, vergisi, garantisi derken ilginç fiyatlar karşınıza çıkıyor.

Buna rağmen bazı ürünler piyasada yok. Özellikle İstanbul’da bilişim, ev elektroniği ile ilgili ne ararsanız bulunur diye düşündüğünüz herkesin bildiği bazı bölgelerdeki mağazalar yurt dışındaki son gelişmelerdeki ürünleri getirmiyorlar. Halbuki bir dönem önce bu konularda iyi bir araştırma sonucunda her türlü ürünü temin etmeniz olası idi. Şu anda belli alanlara odaklanmış durumdalar, bu alanların dışına çıkmıyorlar.

Uluslararası ucuz telefon görüşmesi sahası popüler. Beyaz eşyacılardan, gazete bayilerine, marketlerden, bakkallara kadar her yerde telefon arama kartı görüyoruz. Bir altına hücum olayı karşımızda. Herkes altının peşinde. Sonu hüsranla bitmesin bari.

Mobil telefon üreticileri de boş durmuyor. Yeni modeller artarda geliyor. Alan da var, satan da. Kişilerin kullandıkları mobil telefon modelleri gelir seviyeleri hakkında en ufak bir bilgi vermiyor. İnsanlar ne yapıp edip en iyisini, en yenisini, en kapsamlısını almaya çalışıyor. Nasıl olsa taksit var. Ufak miktarlara yayıp, uzunca bir süre de öderler. Ama bu ufak miktarlar üstüste eklenince öyle kolay ödenmekten çıkıyorlar. O zaman da medyanın ilgisini çekiyorlar.

Bir sonraki yazıda buluşuncaya değin, esen kalın. “Bilgi paylaşıldıkça büyür” görüşünden yola çıkarak, düşüncelerinizi iletin, paylaşın.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Haziran 2005 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Kopuk