Sep 01 2005

Ne Kadarı Gerçek Oldu?

Posted by

5 sene önce Temmuz 2000 sayısında “Nasıl bir cihaz?” başlıklı yazımı sizlerle paylaşmışım. Şimdi o yazıyı ve o yazıda söz ettiklerimin ne kadarının gerçekleştiğini paylaşmak istiyorum.

Temmuz 2000: Kısa dönemde sahip olmayı düşündüğüm iletişim cihazının nasıl bir araç olması gerektiğini tanımlamak istiyorum. Bu bir cep telefonu değil. Çünkü sadece konuşmak, kısıtlı ekranında mesaj okumak ve göndermek için kullanmak istemiyorum. Telefon görevini de yerine getirmeli, herhangi bir yer ve zamanda bilgisayar gibi de kullanılabilmeli ve ekranı yeterli büyüklükte olmalı. Bilgi girişi için kullanacağım klavyesi her tuşta üç harf ve birden fazla sembolü içermemeli. Tercihim klavye yerine el yazımı tanıyarak onu gerekli harflere çevirecek bir sistem. Biraz daha ileri gidersek sesle verilen bilgileri de kelimelere çevirebilmesi çok iyi olur (Bu uzun vade için düşünce, el yazısını tanıması yeterli).

Eylül 2005: Sesle verilen bilgileri kelimeler çevirmesi hariç gerçekleşti. Bazı çalışmalar var ancak yeterli değil.

Temmuz 2000: Önce görünüm ve büyüklükten başlayalım. Bir dosya kağıdı düşünün. Bu kağıdı önce ikiye katlayın. Ardından tekrar ikiye ve bir kere daha ikiye katlayın. Bu durumda kağıdı üç aşamada sekiz eşit parçaya bölmüş oldunuz. Elde ettiğiniz büyüklük gömlek cebinize çok rahat koyarak, taşıyabileceğiniz bir ölçü. (İşin komik tarafı bu aynı zamanda şu anda piyasada satılmakta olan 3Com PalmVx cihazının da ölçüsü). Demek ki, cihazın maksimum ölçüsü bu olmalı. Ancak cihazı istediğim zaman ikiye istersem tekrar ikiye ve tekrar ikiye açarak bir dosya kağıdına kadar büyütebilmeliyim. Büyütüldüğü her ölçüde tüm özelliklerini kullanabilmeliyim. Bir başka deyişle gömlek cebi boyutundan, dosya kağıdı boyutuna kadar dört farklı ölçüde kullanma olanağım olmalı. Sadece randevularıma, bir telefon numarasına veya elektronik postaların başlıklarına bakacaksam en küçük boyutu seçerim, bir internet sayfası dolaşacaksam, elektronik kitap veya gazete okuyacaksam da en büyük boyutu seçebilirim.

Eylül 2005: Bu henüz gerçekleşmedi.

Temmuz 2000: Katlandığı zaman kalınlığı bir parmağı geçmemeli. Kulaklık ve mikrofon ayrılabilir olmalı. Böylece beyne zarar verip vermediğini de düşünmek zorunda kalmam. Ayrıca konuşurken bir yandan da ekranda başka işlemler yapabilirim.

Eylül 2005: Bu gerçekleşti.

Temmuz 2000: Renkli ekran olması gerektiğini yazmam bile gereksiz ama yine de bulunsun. Dünyanın tüm bölgelerindeki haberleşme sistemlerine uygun olmalı. Böylece bir yerden bir yere giderken cihazın uyum sorunu olup olmayacağını düşünmemeliyim.

Eylül 2005: Bu da gerçekleşti.

Temmuz 2000: Cihazın üzerinde randevuların takip edilebilmesi için ajanda, yapılacak işler listesi, telefon ve adres dosyası ve not almaya yarayacak bir uygulama bulunmalı. Bunlarla birlikte hesap tablosu, kelime işlemci, internet sayfalarını gösterecek bir uygulama, elektronik posta okuyucusunu da içermeli.

Eylül 2005: Bunda da bir sorun yok. Pek çok cihaz var bu özellikleri içeren.

Temmuz 2000: Müzik dinleyebilmeli, film izleyebilmeliyim. Cihazın üzerindeki bir kamera aracılığı ile resim veya kısa süreli de olsa film gönderebilmeliyim.

Eylül 2005: Bu istekte yerine gelmiş durumda.

Temmuz 2000: Veri iletişim hızı, yukarıda belirttiğim tüm işlemleri yerine getirebilecek optimum hıza sahip olmalı. Böylece ihtiyaç duyulan bilgilere rahatça erişebilmeliyim. Bu hız sayesinde cihazın üzerinde veri depolamaya da ihtiyacım kalmayacak. Ses, görüntü ve bilgileri benim bilmeme gerek olmayan yerlerde depolayabileceğim. Bu cihaz sadece aracı olacak.

Eylül 2005: Bu özellik bazı bölgeler için uygulanabilir olmaya başladı. Yaygınlaşması zaman alacak.

Cihazın ebatları, katlanabilir olması ve sesle kontrol edilebilmesi dışında tüm aklımdan geçen özellikler gerçekleşmiş görünüyor. 5 sene sonra nasıl bir cihaz kullanmak isteyeceğim konusunu bir başka yazıya bırakıyorum. Burada daha fazla hayal gücü çalıştırmak gerekecek.

Bir sonraki yazıda buluşuncaya değin, esen kalın. “Bilgi paylaşıldıkça büyür” görüşünden yola çıkarak, düşüncelerinizi iletin, paylaşın.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Eylül 2005 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Ne Kadarı Gerçek Oldu?