Jun 01 2007

Sahip Olmak mı, Evlenmek mi?

Posted by

2005 Ekim ayındaki yazıdan sonra 19 ay geçmiş sizlerle birlikte olmadığım. Tekrar birlikteyiz. Aradaki zamanda gelişen olayları önümüzdeki sayıdan itibaren paylaşacağız. Ancak bu ayki konumuz farklı.

İnsanlar doğar, büyür, bekar yaşar, hastalanır, tedavi olur, evlenir, boşanır, ölür. Yaşam süreçlerine baktığımızda gördüklerimiz şirketler için de geçerli. Ancak nedense Türkiye’de şirketler arası evlenme, boşanma yaygın değil. Bunun yerine işbirlikleri, ortak çalışma platformları oluşturulmaya çalışılıyor.

Şirketler niçin birleşir? Sinerji yaratmak, birbirlerindeki bilgi birikiminden yararlanarak kaliteyi artırarak pazardaki payını büyütmek, kaynakları birleştirerek daha az maliyetle daha yüksek cirolar sağlamak, rekabet avantajı sağlamak, borsa değerini yükseltmek için.

Bir şirket diğerini niçin satın alır? Yurtdışı örneklere bakarsak; alınacak şirketin ürün, hizmet, lisans, patent birikiminden faydalanmak için. Pazardaki bir rakibini devre dışı bırakmak için. Bizdeki örneklere bakarsak; zor duruma düşmüş bir şirketin mevcutlarını ucuza kapatıp, çok kâr etmek için. Tabii ki, bütün operasyonların bir yerinde para kazanmak vardır ancak toplumsal sorumluluk ve kaynakların verimli kullanılmasını da unutmamak gerekir.

Türkiye’deki şirketlerin %99,5’u KOBİ sınıfında. Aile şirketleri çok yaygın. Aile şirketlerinin dışında şirket sahiplerinin işin başında olduğu, profesyonel yönetici çalıştırmasına rağmen, son kararların patronların tarafından verildiği patron şirketleri de mevcut. Borsaya kote olmuş şirket sayısı – kobiler için konuşursak – fazla değil. Bunun içindir ki bir şirketin değerini tespit etmek – özellikle bilgi yoğun sektörlerde – zor.

Mevcut ürün yelpazesini genişletmek isteyen bir şirket, yeni ürünleri ya kendi bünyesinde geliştirir ya da sektörde yer alan bir diğer şirketi satın alarak, bu ürünleri portföyüne dahil eder. Bizdeki yaklaşım ise, maliyetlerin daha düşük olacağı varsayımı ile  kendi bünyesinde geliştirme yaparak, üretmek doğrultusunda Ancak alternatif maliyeti daha yüksek çünkü pazara giriş süresi daha uzun, pazarın kabul etmesi, yerini sağlamlaştırması daha güç.

Telif hakları, tescilli marka ve patent müessesinin daha sağlıklı çalışması ülkemizde şirket evliliklerini artırır. Şirket evlilikleri konuşulduğunda akla gelen, ya bir süre sonra benim portföyümü öğrenerek yeni bir oluşumla ayrılıp, pazarda başka bir şirkete giderse korkusunu ortadan kaldırır. Benzer konularda iş yapan onlarca yüzlerce şirket yerine konusunda uzman, sermaye gücü yüksek, krizlere dayanıklı, küresel dünyada söz sahibi şirketler oluşur.

Satılacak bir şirket nasıl olmalı? Çalışmaya başladığı ilk günden itibaren hesapları düzgün tutulmuş, denetleme raporları sağlam, iş yordamları tanımlı ise alıcısının daha çok olacağını, değerinin daha yüksek bulunacağını söyleyebilirim.

Bir şirketi satın almak mı başarı sayılmalıdır, bir şirketi satmak mı? Bizde genelde şöyle bir düşünce var; “kısa zamanda, az gayretle köşeyi dönme”. Pazardaki konuşmalara bakarsanız; “Adamlar şirketlerini şu kadar paraya sattılar”. Satın alanlar mı akıllı, satanlar mı?

”Vücuduma sahip olabilirsin ancak ruhuma, asla!” diye bir söz vardır. Acaba bu söz aklımızın bir köşesinde yer bulduğu için mi Türkiye’de şirketler arasında birleşmeler, satın almalar ya da kapanmalar – zorda kalmadıkça – yaygın değil?

Her zamanki kapanış cümlelerimi tekrarlıyorum. Bir sonraki yazıda buluşuncaya değin, esen kalın. “Bilgi paylaşıldıkça büyür” görüşünden yola çıkarak, düşüncelerinizi iletin, paylaşın.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Haziran 2007 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Sahip Olmak mı, Evlenmek mi?