Jul 01 2007

Farkları Ne?

Posted by

Herhangi bir ürün ya da servis almak için pazara çıktığınızda aralarındaki farkı anlamak giderek zorlaşıyor. Bu da kullanıcıları karar verme aşamasında ikilemde bırakıyor. Eskiden beri bildiği bir markanın yeni ürününü almak mı yoksa gözünü karartıp daha önce hiç duymadığı bir şirketin ürününü kullanmak mı?

Aslında daha önce duymadığı bir şirket demek yanlış. Çünkü günümüz iletişim olanakları ile şirketler kendilerini tanıtmak için yeterince mecraya sahip. Burada önemli nasıl tanıttıkları ve ne kadar bütçe ayırabildikleri. Bütçe yoksa da iyi tanıtım yapabilenler söz konusu. Kulaktan kulağa dolaşan memnuniyet öyküleri özellikle yüksek teknoloji ürünlerde önem taşıyor. Bunun yanında moda yaratabiliyorsa önünü kesmek pek olası değil.

Mobil telefon değişim süresinin kısa olması kişilerin ihtiyaçlarının artmasından değil, masanın üzerine koyacakları cihazın değişmesi gereksiniminden kaynaklanıyor.

Yeni bir şirketin yeni bir ürünü pazarda eskiden beri yer alan şirketlerin karşısında konumlandırabilmesi sanki sadece fiyat avantajı ile kolay sağlanabilir gibi gözüküyor. Teknolojik ciddi bir yenilik içermiyorsa durum biraz zor. Bazı parçaların sadece belirli şirketler tarafından yapılıyor olması birbirine benzer onlarca markayı bulmanızı beraberinde getiriyor. Örneğin dvd çalıcılara bakarsanız; hangi medyayı hangi formatları hangi standartlarda desteklediği kullandıkları devreye bağlı. Bir de ödemeyi göze aldıkları lisans bedellerine. Fiyat rekabeti sağlamak isteyenler bazı özellikleri devre dışı bırakarak ürün farklılaşmasına gidebiliyor. Bu tarz teknolojilerin lisanslama tarzındaki kontrol mekanizması işe yarıyor.

Bazı ürünler ise gerçekten şirket isminin yanına gerçekten ciddi iyileştirmeler getiriyor. Ancak bunu kullanmak isteyenlerin ödeyecekleri bedel yüksek oluyor. Sadece bir tasarım dahi ürün farklılaşmasını ve prestij modelini oluşturuyor. Aklınızın alamayacağı yüksek rakamlar pazardaki benzerlerinin çok üstünde fiyatlara satılabiliyor. Üstelik yok satıyorlar. Stoklara girmeden satılmış oluyorlar. Burada yanılgıya düşmemek lazım. Satın aldığınız sadece bir tasarım değil, bir yaşam tarzı. Marka bilinci burada karşımıza çıkıyor. Ve ne ilginçtir ki, bu tarz markaları küçük görmek, o da aynı şu ucuz ürünlerle aynı işi yapıyor demek, sadece bir avuntu. Maalesef aynı işi yaptığını zannediyorsunuz. Gerçek ise bu değil. Muhakkak bir nüans var. Kullanılacağı ortama göre modifiye edilebilmesi dahi farkındalık yaratabiliyor.

Uzun lafın kısası; “pahalıdır vardır bir hikmeti, ucuzdur vardır bir illeti” bazı konularda gerçekten doğru. Özellikle geçen sene bilinen bir mağaza zincirinden fiyatına tamah edip aldığım uzaklardaki bir ülkede üretilmiş portakal sıkacağının iki kullanımdan sonra yamulduğunu görünce, her zaman şüpheyle yaklaşmaya başladım. Gerekli kalite kontrolunun yapıldığını ve markasını zedelememek için üretim zincirini izleyen şirketlerin ürünleri nerede üretilirse üretilsin belli standartları sağlıyor. Ancak aynı işi göreceğini iddia eden ve kendi markasıyla pazara giren şirketlere biraz inceleyerek yaklaşmakta yarar var.

İşin içine birde korsan, kopya, marka model benzetilerek üretilen ürünler girince sorun daha karmalık şekle geliyor. Burada yasal dağıtıcıların ürünlerini aldığımızda sorun yok. Ancak bir ürünün pazardaki liste fiyatı yasal dağıtıcı tarafından 10 birimken 4 birime hatta daha düşüğe bulabiliyorsanız, şüphe ile yaklaşın. Ucuza tamah edeyim derken, sağlığınızı dahi etkileyecek bir ürüne sahip olabilirsiniz. Dikkatli davranmakta yarar var.

Bir sonraki yazıda buluşuncaya değin, esen kalın. “Bilgi paylaşıldıkça büyür” görüşünden yola çıkarak, düşüncelerinizi iletin, paylaşın.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Temmuz 2007 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Farkları Ne?