Apr 01 2008

Kazanmak, Ne Pahasına

Posted by

KAZANMAK, NE PAHASINA

Bir kaç yıl önce, Seattle Özel Olimpiyatlarında, fiziksel veya zihinsel özürlü dokuz yarışmacı, 100 metre koşusu için başlama çizgisinde toplandılar.

Başlama işareti verildiğinde bir hamlede aynı anda birlikte başlayamadılar belki ama hepsi yarışı bitirmek ve kazanmak için istekliydiler.

Yarışın başlarında içlerinden bir delikanlı tökezleyip yere düştü ve ağlamaya başladı. Diğer sekiz kişi delikanlının ağlamasını duyunca, yavaşlayıp geriye baktı. Sonra hepsi yönlerini değiştirdi, geriye dönerek delikanlının yanına geldiler. İçlerinden Down Sendrom’lu bir kız eğilip delikanlıyı öptü ve “Bu onun daha iyi olmasını sağlar” dedi.

Sonra dokuzu birden kol kola girdiler ve bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürüdüler.

Stadyumdaki herkes ayağa kalkıp dakikalarca onları alkışladı. Orada bulunan insanlar hala bu öyküyü anlatıyorlar.

Neden mi? Çünkü şu tek şeyi derinden bilmekteyiz : Bu hayatta önemli olan şey, kendimiz için kazanmaktan çok daha ötededir. Hayatta önemli olan, yavaşlamak ve yönünüzü değiştirmek anlamına gelse bile diğerlerinin de kazanması için yardım etmektir.

Nasıl buldunuz öyküyü? Duygusal, dokunaklı, anlamlı. Olması gerektiği gibi mi?

Biraz şehir efsanesi olduğunu araştırdığınızda bulabilirsiniz ama bu öykünün şehir efsanesi olması içerdiği anlamı yitirmesini sağlar mı? Sağlamaz. Alınacak dersler değişmez.

Öykünün aslı olimpiyatları düzenleyen Washington’daki kuruluşa göre farklı.

1976’da Washington’da düzenlenen Özel Olimpiyatlarda olan bir olay. Bir yarışmacının düştüğü gerçek ancak bütün yarışmacılar geri dönmüyor. Bir ya da iki tanesi yardım etmek için geri dönüyor, diğerleri yarışa devam ediyor.

Çünkü yarışlara katılırken hepsi gerekli antrenmanları yapmış ve kazanmak için motive olmuşlar. Olimpiyatlar, hadi bir araya gelelim, hoşça vakit geçirelim denen bir yer değil.

Bu olimpiyatların bir yemini var: “Kazanmama izin ver. Ancak eğer kazanamayacaksam da yarışlara katılmak için gerekli cesarete sahip olayım”.

Serbest piyasa ekonomisinin geçerli olduğu, acımasız kapitalist düzende, giderek globalleşen dünyada kaybedenlerin üzerine basılıp geçildiğini gördükçe değerlerin ne kadar çabuk ayaklar altına alındığını görmek üzücü.

Topluma karşı sorumluluklarımızın bilincinde geleceğin güzel dünyasını kirletmeden birlikte yaşamak umuduyla yola devam edelim.

Teknolojiden söz etmedik. Gerek de kalmadı. Yurtdışında bile zor bulunan mobil telefonların Türkiye’de herkesin elinde olduğunu gördükçe, teknolojiyi biz takip etmesek de bizi gelip bulduğunu görüyorum!

Sağlık, başarı, mutluluk, barış, sevgi ve huzur dolu günler dilerim.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Nisan 2008 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Kazanmak, Ne Pahasına