May 01 2008

2000, 2002, 2005

Posted by

Üç, Altı ve Sekiz yıl önce yazdığım üç yazıdan yola çıkarak nereden nereye geldiğimizi aktaracağım.

En yeniden başlayalım ve 2005 Şubat’ındaki “Kuruş’un Kıymeti” yazısından satırbaşlarını hatırlayalım;

“2005 senesi başında Türk Lirası’ndan 6 sıfır atılarak Yeni Türk Lirası – YTL – ‘na geçiş yapıldı. Artık kuruşların kıymetini bilmek zorundayız. Ancak özellikle perakende alışverişlerde hala yukarıya yuvarlama yapıldığını görmek hoş değil. Yurtdışına gidip gelenler bilir; gezinin sonunda cebinizdeki 1 sent, 1 fenik, 1 şilin gibi madeni paralar epeyce bir ağırlık yapar. Yaptığınız tüm alışverişlerde para üstü yuvarlama yapılmadan tam olarak verilir. … Kıymetini bildiğimiz sürece sorun yok. Alışverişlerde paranızın üstünü tam isteyin. 1 kuruştan ne olur demeyin!”

demişim, hala aynı yerdeyiz. Hatta daha kötüye gitmiş gibi görünüyor durum çünkü ben çok uzun zamandır alışverişlerde para üstününün 1 Kuruş kullanılarak verildiğini hatırlamıyorum.

Nisan 2002’deki yazımın başlığı “Havanda Su”. Neden bahsetmişim;

“Kendine özgü kuralları, nev’i şahsına münhasır uygulamaları, özgün fikirleri, yaratıcı düşünceleri ile farklı bir çevrede yaşamımız sürüp gidiyor. Bizim adımıza bazıları neyi yapıp, neyi yapamayacağımıza, neyin zararlı, neyin yararlı olduğuna kararlar veriyor. Bu ortamda da iş yapmaya çalışanlar, yazılı kuralları olmayan bir oyunda yollarını bulmaya gayret gösteriyorlar. … Önce bir siteye erişimin engellendiği duyuldu. Hemen ardından pek çok kesimden bir sürü açıklama geldi. Hiçbirşey değişmedi diyemeyiz çünkü siteden haberi olmayanların da haberi olmasına yaradı. Üstelik erişim engellenirse hangi yöntemlerle erişilebileceği konusunu öğretti kullanıcılara. Daha sonra bir şirkete erişimin filtrelendiği keşfedildi. … Oyunun kurallarını yazılı olarak ortaya koymaz, şeffaf olmaz, kapalı kapılar ardında karar vererek uygulamaya alırsanız kullanıcılara yeni masraf kapısı çıkabilir. Birileri bunu keşfeder, yeni servisler geliştirir. Olan yine kullanıcıya olur, daha çok para harcamaya başlar. Üstelik bu para döviz olarak yurt dışında harcanır.”

demişim, hala aynı yerdeyiz. Bugün de sitelere erişim durduruluyor.

Son olarak 2000 Temmuz’unda başlayıp, Ocak 2003 ve Eylül 2005’de güncellediğim “Nasıl Bir Cihaz” başlıklı yazıya göz atalım. Neyse ki, buradaki öngörülerimin hemen hepsi bir tanesi hariç tutmuş durumda. Demek ki, yurtdışı teknoloji geliştiriciler istikrarlı çalışmaya devam ediyorlar. Neler istemişim, neler olmuş.

“ … Bu bir cep telefonu değil. Çünkü sadece konuşmak, kısıtlı ekranında mesaj okumak ve göndermek için kullanmak istemiyorum. Telefon görevini de yerine getirmeli, herhangi bir yer ve zamanda bilgisayar gibi de kullanılabilmeli ve ekranı yeterli büyüklükte olmalı. Klavyesi her tuşta üç harf ve birden fazla sembolü içermemeli. Tercihim klavye yerine el yazımı tanıyarak onu gerekli harflere çevirecek bir sistem. Biraz daha ileri gidersek sesle verilen bilgileri de kelimelere çevirebilmesi çok iyi olur (Bu uzun vade için düşünce, el yazısını tanıması yeterli). … Kalınlığı bir parmağı geçmemeli. Kulaklık ve mikrofon ayrılabilir olmalı. … Renkli ekran olmalı. Dünyanın tüm bölgelerindeki haberleşme sistemlerine uygun olmalı. … Randevuların takip edilebilmesi için ajanda, yapılacak işler listesi, telefon ve adres dosyası ve not almaya yarayacak bir uygulama bulunmalı. Bunlarla birlikte hesap tablosu, kelime işlemci, internet sayfalarını gösterecek bir uygulama, elektronik posta okuyucusunu da içermeli. … Müzik dinleyebilmeli, film izleyebilmeliyim. Cihazın üzerindeki bir kamera aracılığı ile resim veya kısa süreli de olsa film gönderebilmeliyim. … Veri iletişim hızı, yukarıda belirttiğim tüm işlemleri yerine getirebilecek optimum hıza sahip olmalı. Ses, görüntü ve bilgileri benim bilmeme gerek olmayan yerlerde depolayabileceğim. Bu cihaz sadece aracı olacak.”

Bunlar olanlar. Olmayan ne var: “Görünüm ve Büyüklük”

Ne demişim; “Bir dosya kağıdı düşünün. Bu kağıdı önce ikiye katlayın. Ardından tekrar ikiye ve bir kere daha ikiye katlayın. Bu durumda kağıdı üç aşamada sekiz eşit parçaya bölmüş oldunuz. Elde ettiğiniz büyüklük gömlek cebinize çok rahat koyarak, taşıyabileceğiniz bir ölçü. … Demek ki, cihazın maksimum ölçüsü bu olmalı. Ancak cihazı istediğim zaman ikiye istersem tekrar ikiye ve tekrar ikiye açarak bir dosya kağıdına kadar büyütebilmeliyim. Büyütüldüğü her ölçüde tüm özelliklerini kullanabilmeliyim.”

Bunu hala bekliyorum.

Bir tane de atladığım özellik var, yeni cihazlarda bulunan, GPS (Küresel Konumlandırma Sistemi”. Bu özellik cihazlara eklenmeye başladı.

Sağlık, başarı, mutluluk, barış, sevgi ve huzur dolu günler dilerim.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Mayıs 2008 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on 2000, 2002, 2005