Aug 01 2008

Ben Demiştim

Posted by

8 sene önce, demek ki 2000 senesinin Ağustos sayısında “Görünmez Dalgalar” başlıklı bir yazı kaleme aldığımı ve o yazıda söz ettiklerimin bugün hala geçerli olduğunu görmek beni keyiflendirdi. Ağustos 2000’deki yazı aşağıda. O günden bugüne ne değişti? Hiçbir şey.

Geçtiğimiz günlerde ara sokaklardan birisinde yürürken kafamı kaldırıp baktığımda bir apartmanın ikinci katındaki dairenin penceresinde garip bir cihaz gördüm. Uydu anteni desem değil, radyo alıcısı desem değil. Ne olduğunu düşünürken, son günlerde gündemde olan konuları hızla aklımdan geçirirken anladım ki; baz istasyonu anteni. Ve bir anda fark ettim, çepeçevre kuşatılmış durumdayız. Her tarafımızda alıcı vericiler, görmediğimiz dalgaların ortasında yaşayıp gidiyoruz.

Mobil telefonların haberleşmesi için kurulan baz istasyonları ne olacak? Sağlığa zararlı oldukları belirtiliyor. Yeterince duyuru da yapıldı. Tüm bunlara rağmen kişiler yaşadıkları mekanın penceresine, çatısına, bahçesine bu istasyonun kurulmasına izin veriyorsa ne yapacaksınız? “Yasaklarız”; demekle olmaz. O zaman cep telefonları ile nasıl haberleşeceğiz? Bu kadar yaygınlaşan bir cihazın kullanımını nasıl kısıtlayabilirsiniz ki? Kapsama alanlarını küçülttüğünüz taktirde de sorunlar oluşacak.

1999 senesinin Ağustos ayının 17’sini anımsıyor musunuz? Gece saat 03:02. İstanbul, Yalova, Adapazarı, İzmit, Bolu sakinlerinin uykularından korkuyla kalktıkları, ailelerin enkaz altında kaldığı, kişilerin yaşamlarını yitirdiği o dakikayı. Ve ardından yaşananları. Herkesin cep telefonlarına sarılıp, yakınlarından, sevdiklerinden haber alabilmek için nasıl uğraştığını. Daha sonra medyada yayınlanan “Niçin telefonlar kilitlendi?” yazılarını.

Teknolojinin getirdiği avantajları kullanmaya çalışırken yan etkilerini de dikkate alarak çözümler üretmek zorundayız.

Cep telefonunu kullanırken de tehdit altındayız. Eğer uzun süreli konuşmalar yapıyorsanız muhakkak fark etmiş olmalısınız, belli bir süre sonra cep telefonu ciddi bir şekilde ısınmaya başlıyor. Telefonu kulağınızdan bir miktar uzaklaştırarak dinlemek zorunda kalıyorsunuz. Bu esnada bence tehlikeli sınır içerisindeyiz. Peki bunu bile bile niçin hala kullanıyoruz? Galiba sigara paketlerinin üzerinde nasıl “sağlığa zararlıdır” yazısını göre göre sigara içenler varsa, bu da bir nevi tiryakilik. Çözümü yok mu? Var, kulaklık kullanmak. O takdirde bu zararı en aza indirebiliriz.

Her şey eğitimden, toplumun bilinçlendirilmesinden geçiyor. Bilimsel açıklamaların yanına herkesin anlayabileceği veriler eklendiği taktirde eğer kullanıcı bunun sağlığına zararlı olduğunu düşünüyorsa kendi seçimini yapar.

Benzer tehlikeler yaşadığımız, çalıştığımız, dolaştığımız mekanlar içinde geçerli. Ne kadar sağlam, kendimizi ne kadar güvende hissediyoruz. Yoksa herşeyi unuttuk, günlük mü yaşıyoruz. Bana bir şey olmaz mantığı ile ve kaderci mi yaklaşıyoruz?

Uzun lafın kısası, çözüm önerileri ile birlikte ortaya çıkarılan her sorunun arkasında durmalıyız. Hep bizim adımıza başkaları mı karar verecek!

“UNUTMAYIN, UNUTTURMAYIN!”. Siz de 17 Ağustos 03:02 ‘de “Uyuma Türkiye, Ben de Uyumuyorum” çağrısına uyarak, kaybettiklerimizin anısına uygun davranın.

Sağlık, başarı, mutluluk, barış, sevgi ve huzur dolu günler dilerim.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Ağustos 2008 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Ben Demiştim