Apr 01 2009

Bilginin Dolaşımı ve Güvenirliği

Posted by

Bilgi kirliliğinin sonu yok gözüküyor. Hele konu internet ise bulduğunuz bilginin ne kadar doğru ve güvenilir olacağını bilmeniz şansa kalmış.

Şirketlerin kendi ürün ve servisleri hakkındaki bilgileri bir dereceye kadar doğru ve güvenilir kabul etsek de onlara bile bir miktar hata payı ile bakmakta yarar var. Basılı ya da görsel bir tanıtım yaptığınızda, dağıtıma giren bütün basılı malzeme tükenene kadar, yaptığınız hatayı düzeltme şansınız hemen hemen yok. Buna karşın söz konusu ortam internet olduğunda, biz bir hata yapmışız diyerek anında değişiklik yapabiliyorsunuz. Eğer bu hatayı kısa sürede fark ettiyseniz, sorun olma riski en az. Ancak süre uzadıysa ve başka siteler alıntı yapmaya başladı ise işi toparlamanız olası değil. O kadar çok ortamda kullanıma girebilir ki, kontrol elinizden çıkmıştır. Sizi kaynak göstererek yayınlayanları bir kenara bırakalım ama en büyük problem; kaynak gösterme ihtiyacı duymadan kopyala yapıştır metodu uygulayanlar. Bu şekilde hatalı dağıtıma giren bilginin geri dönüşü olası değil. Bir yazı ya da şiiri, hiç duymadığınız bir yazar  ya da şairin adı ile görebilirsiniz. Yazının ya da şiirin içeriği değişmiş de olabilir. Hele bu bilgi bir epostanın içine ya da ekine alındıysa hiç şansınız yok. Sonsuza dek dolaşır durur.

Konu buraya gelince, ürün ya da servis tanıtımlarını yazı yazarak anlatanlar aklıma geldi bir anda. İnternet ortamının video gösterime olanak sağlamasının neticesinde pek çok site, ürün ya da servis tanıtımlarını artık bir yazı olarak değil, video çekimi olarak yayınlıyor. Ürünün ne olduğunu görebilmek, inceleyebilmek açısından güzel bir uygulama ancak aynı incelemenin yazıya dökülmüş şeklinin olmasını da tercih ederim.

Peki niye göremiyoruz bu uygulamayı? Kanımca, video üretimi çok daha kolay. Al bir kamera, gerekli ayarları yap, geç karşısına, konuşmaya başla. Sonra montajla ve yayına al. Yazılı hale getirmek ya da tamamen yazılı şekilde yapmak daha fazla zaman isteyecek ve kalemi ya da klavyeyi ustaca kullanmak gerekecek.

İki ortamın da kendilerine göre avantajları olduğunu kabul ediyorum ancak yazılı olarak bu bilgileri aktaranların işinin daha zor olduğunu düşünüyorum.

Dergi mi, gazete mi, televizyon mu, radyo mu? Hepsinin kendi güçlükleri, avantajları, dezavantajları mevcut. Nereden nereye geldik! Bilgi kirliliğinden yola çıktık, hangi medyanın nasıl konumlandığına ulaştık. Yazının bundan sonraki kısmını nasıl toparlayacağız bakalım.

Ses veya görüntü şeklinde aktarılan bilgilerin kime ait olduğunun bilinmesi daha net gibi düşünülse de son dönemde ortaya çıkan gelişmeler ve teknolojik uygulamalar herşeyin sorgulanmasını da beraberinde getirdi. Açıkçası, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak giderek zorlaşıyor.

Özellikle sağlık konusu internet’de sıkça aranan bilgiler arasında. Buradan elde edeceğiniz hatalı bilginin telafisi hemen hemen yok. Çok dikkatli davranmak lazım. İnsanın aklına; acaba bu tür konuları değerlendirecek bir mekanizma kurulamaz mı diye bir soru geliyor. Yanıtını vermek kolay. Kurulamaz. O kadar uçsuz bucaksız bir platformdan söz ediyoruz ki, kendi kendi kontrol eden bir mekanizma ancak başarılı olabilir. O da internet’in nasıl kullanılacağını geniş kitlelere anlatmakla olacak.

Bilginin paylaşıldıkça çoğaldığını anımsatır, sağlık, başarı, mutluluk, barış, sevgi ve huzur dilerim.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Nisan 2009 ‘da yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Bilginin Dolaşımı ve Güvenirliği