May 01 2009

Zor İş

Posted by

Tags:

“Zor Meslek” mi desem başlığa diye düşündüm ancak meslek olmadığına karar verdim. Günümüzün en zor işi olarak gördüğüm, pazarlama ve satış işinde çalışanlardan söz etmek istiyorum.

Globalleşerek gittikçe küçülen dünyada bir ürün ya da servisi pazarlamak ve satmak eskiden daha kolaydı. Şimdi o kadar fazla benzer ürün, servis var ve ekonomik kriz tufanı devam etmekte ki gel de pazarla, gel de sat.

Aslında pazarlama ve satış, doğduğumuz andan başlayarak kişisel olarak herkesin üstüne yapışan bir proses. Bebeklikten, çocukluğa, gençlikten, olgunluğa, orta yaşlılıktan ileri yaşa kadar yaşamın her evresinde bir şeyler pazarlıyor, satıyoruz. Annemize, babamıza, bakıcımıza, öğretmenlerimize, akrabalarımıza, okul arkadaşlarımıza, iş arkadaşlarımıza, kız ya da erkek arkadaşımıza, sevgilimize, sözlümüze, nişanlımıza, eşimize, sayın sayabildiğiniz kadar. Ne pazarlıyoruz; bilgimizi, aklımızı, görüntümüzü, fikirlerimizi.

Şöyle bir düşünün; okulu bitirmişsiniz, bir işe girmek için görüşmeye çağırmışlar. Okul devam ederken iş görüşmeleri hakkında okuldaki seminer ve konferanslara katılmışsınız. İş görüşmesine giderken yapılacaklar konusunda sayısız kaynak bulmuş, hepsini okumuş ve kendinize göre bir sentez yaparak hazırlanmışsınız. Satış ve pazarlamaya gidiyorsunuz. Başardınız, başardınız. Başaramadınız, neyi yanlış yaptığınızı düşünüp tekrar denemelisiniz. Ürün de mi hata var, alıcının beklentilerini mi karşılamadınız? Bu soruların yanıtını bulmak gerek. Hadi hayırlısı.

Aileden gelen bir marka ve iş varsa size de bir görev verildiyse, biraz dikkatle sorun oluşmadan yaşama devam etmeniz olası. Burada kapasitenizi iyi bilip, kendi yağında kavrularak, tencerede pişirip kapağında yiyerek, size, çocuklarınıza, torunlarınıza ve onlardan sonraki kuşaklara gelecek korkusu duymadan yaşayabilecekleri bir ortam hazırlayıp, bırakabilirsiniz.

En çabuk aklıma gelen konu; yiyecek. Yerel pazara belli bir bölgede kalitesini bozmadan aynı ürünü geleneksel tadlarla vermeye devam etmek, aile yadigarının yaşamasını sağladığı gibi müşteri bulma konusunda da sorun yaşanmayacağını beraberinde getirir. Tabii ki ekonomideki çalkantılar ciroları etkileyecektir ancak mülk kendinize aitse, en büyük gideri oluşturabilecek personeli dengeli kullandığınız taktirde işletme yaşamına devam edebilecektir.

Pazardaki diğer markalarla rekabet edebilmek için ya yeni bir ürün, servis bulacaksınız, ya fiyatlarla oynayacaksınız ya da diğerlerinin aklına gelmeyen bir özelliği ön plana çıkaracaksınız. Aynı ürünü farklı gibi göstererek avantaj sağlamaya çalışacaksınız.

İşte burada pazarlama ve satış uzmanlıkları devreye giriyor. Bunların yanına reklam ve halkla ilişkiler birimlerini de dahil ettiğinizde döngü tamamlanıyor. Pazarlama ve satışın birbirinden ayrı fonksiyonlar olduğunu düşünün ve reklam ile halkla ilişkileri pazarlamanın altında konumlandırın. Açılan yolda ürünün satışını satış gruplarına bırakın. Üretim kapasitenizi düzgün belirleyebildiğiniz taktirde kısa dönemde yaşanabilecek sıkıntıları bertaraf edecek, orta ve uzun dönemde sorun yaşamayacaksınız.

Anahtar küçük ve orta boy işletmelerden ve esnaftan geçiyor.

Bilginin paylaşıldıkça çoğaldığını anımsatır, sağlık, başarı, mutluluk, barış, sevgi ve huzur dilerim.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Mayıs 2009 ‘da yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Zor İş