Feb 01 2012

Tasarım ve Pazarlama = Mutewatch

Posted by

Tasarım ve pazarlamanın bir ürün yaşam döngüsünde ne kadar önemli olduğunu başarı ile gösteren ‘mutewatch’ isimli saatten söz edeceğim.

Ben yaklaşık iki ay önce Apple’ın kurucularından Steve Wozniak’ın kullandığı teknolojik cihazlardan söz ettiği bir yazıdan öğrendim mutewatch’ı. Nasıl temin edebilirim konusuna girdiğimde, çok kolay olmadığını anladım. Türkiye’de satan yok, yurtdışında da her yerde satılmıyor. İnternet üzerinden sipariş etsem, fiyatından dolayı gümrüğe takılacak. Hiç olasılık vermememe rağmen o dönemde yurtdışına giden sevgili eşim bir mağazadan alıp getirdi.

Mutewatch, Stockholm İsveç’te yer alan bir şirket. Kendi adları ile anılan bir kol saati çıkardılar geçen sene. Aslında mutewatch şirketi değişik ürünleri farklı tasarımlarla pazara sunan bir şirket. Kol saati bunlardan sadece bir tanesi.

Saatin özelliği ekranına dokununca veya bileğinizi hareket ettirince zamanı gösteriyor olması. Bir hafta on gün çalışmasını sağlayan şarj edilebilir bir pil var içinde. Herhangi bir usb bağlantıdan şarj edebiliyorsunuz. Takvim yok, kronometre gibi %90 kullanıcının kullanmadığı özellikler de yok.

Mutewatch’ın amacı her gününüzü belli bir plan içerisinde yaşayacağınız teknolojik bir araç vermek. Bunun için beş farklı alarm ayarlayabiliyorsunuz ve bu alarm zamanlarında saat kolunuzda titriyor, ses yok. Böylece herhangi bir toplantıya başlarken toplantıyı bitireceğiniz zamanı etrafınızdaki diğerleri fark etmeden size hatırlatıyor. Veya sabah uyanacağınız zaman, mekan ahalisinin de alarm sesi ile rahatsız olmasını engelliyorsunuz. Sizin kaçta kalkacağınızdan veya nerede kaçta olacağınızdan, etrafınızdakilere ne!

Tasarımın diğer özelliklerine gelirsek; bileğinizde sıradan bir plastik aksesuar, bileklik gibi duruyor. Gri, beyaz ve kırmızı renklerde. Kullanmaya başlayanların her rengine sahip olmaya çalıştığını okuyorum.

Benim kolumda ilgi çektiğini söylemem doğru olur. ‘Bu nedir, nasıl bir cihaz, nasıl çalışıyor’ soruları sıkça geliyor. ‘Çok marjinal bir saat’ diyen de oldu 😉

Mutewatch, bana göre şunu gösteriyor. Bilinen bir konsepti, farklı bir tasarım ve yaklaşımla, biraz hayal gücü ve üretim tekniklerini birleştirerek yeniden ortaya çıkarırsanız, bir veya birden fazla göz önünde olan kişiye ürün hakkında doğrudan olmadığı tarzda tanıtım yaptırırsanız, beklediğinizden fazla satış yapabilirsiniz.

Niye bizden böyle bir ürün çıkmaz ki? Yurtdışındaki pek çok markanın konsept tasarımını yapan Türk olduğunu biliyorum. Bu tasarımların Türk Malı olarak dünya pazarlarında dolaşmasının önünde ne engel var?

Bu sorunun yanıtını verip, o doğrultuda çalışmaya başladığımızda, gelecek daha farklı olacak.

‘Bilginin paylaşıldıkça çoğaldığını anımsatır, sağlık, başarı, mutluluk, barış, sevgi ve huzur dilerim’ söylemini de bu sayıdan itibaren değiştiriyorum. Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır.

İstanbul – 28.Ocak.2012

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Şubat 2012 ‘de yayınlanmıştır.

Not: Bu yazının İngilizce şeklini blogumun İngilizce bölümünde yayınladım. Buraya tıklayarak İngilizce sürüme ulaşabilirsiniz.