Sep 04 2014

Ver Acıyı Ver Korkuyu

Posted by

Acı, korku, şiddet ve umutsuzlukla beslenen bir mekanizma etrafımızı sardı.

Her köşeden bir sorun haberi geldiği yetmiyormuş gibi halkı günlük olayların dışında tutma görevini büyük bir itina ile yerine getirmeye çalışan basın yayın televizyon kuruluşları dizi, haber ve konuşma programları ile gündemi oluşturmaya devam ediyorlar.

Bu esnada da konular acı çeken, korkan, şiddet gören, yalan söyleyen, entrika çeviren insanların çevresinde geçiyor.

Avam davranışlar tavan yapmış durumda.

Ne kadar duyarsız hale geldiğimizi minik bir örnekle aktarayım.

Geçenlerde bindiğim otobüs havanın çok sıcak olmasına rağmen klimasının çalıştığını belli edecek derecede serindi. Konforlu bir seyahat yapacağımı beklerken, iki üç durak sonra otobüsün kaloriferleri çalışarak, sıcak hava üflemeye başladı. Bir süre ne olduğunu anlamaya, ön taraflarda birilerinin şoföre konuyu aktarmasını beklemeye başladım. On, onbeş dakika sonra hala kimsenin bir şey söylemediğini görünce şoförün yanına giderek, kaloriferin çalıştığını ve sıcak hava geldiğini söyledim. Şoför klima fazla çalışınca klimayı kapatırken yanlışlıkla kaloriferi çalıştırmış. Hiç kimsenin sesini çıkarmadığı bir ortam. Akıllarından ne geçiyordu çok merak ediyorum.

Benim işim değil, ya bana değerse, benim üstüme kalırsa gibi düşünce ve endişeler büyük bir kesimi kaplamış durumda.

Bunu aşmak için hepimize görev düşüyor. Sivil toplum kuruluşları aracılığı ile veya bireysel çabalarımızla daha iyi yaşamak için çalışmaya devam.

Önemli olan günü kurtarmak değil, bizden sonraki nesillere düzgün kurgulanmış, medeni, insan haklarına, düşünce özgürlüğüne saygılı bir yaşam bırakmak.

Bu yolda çalışanlara selam olsun.

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

İstanbul – 5.Eylül.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Eylül 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Ver Acıyı Ver Korkuyu
Aug 02 2014

Giden Para veya Bilgi Geri Dönmez

Posted by

Basın yayın organlarında internet ortamında korsanların kişi veya kurumların paralarını veya bilgilerini nasıl çaldıklarına dair haberleri sürekli görüyor olduk. Bu haberler genelde büyük kuruluşlara ait olduğunda yer buluyor ancak adet olarak bakıldığında küçük ve orta boy işletmelerin bu saldırıların daha fazla hedefi olduğu ve başarıya ulaştığı biliniyor.

Güvenlik açıklarının nasıl oluştuğuna bir bakalım:

Bilgisayar korsanları, yetkili kullanıcı ve çalışanlar, uygulamalardaki açıklar, şirkete dışarıdan hizmet verenler şeklinde sıralanabilir.

En çok çalınan bilgilere gelirsek:

Kredi kartı bilgileri, banka hesap bilgileri, sisteme giriş bilgileri, kişisel bilgiler ve kurumsal projeler başta.

Sıfırıncı gün açıklarını tespit ederek, isteyen kişi veya kurumlara bunu satan ve kendilerini saklamaya gerek duymayan firmalar mevcut ve ciddi rakamlar alıyorlar bunun karşılığında. Açığını tespit ettikleri uygulama veya site ile anlaşmaya da yanaşmıyorlar.

KOBİlerin internet bankacılığı ile ilgili çalışanlarının güvenliği ciddiye almalarında yarar var. Özellikle kişilerin internet bankacılığındaki şüpheli hareketleri bankalar tarafından daha kolay tespit edilebilirken – transfer edilen tutarlar daha küçük olduğunda şüphelenilebilir – şirketlerin şüpheli hareketlerini belirlemek daha zor.

Yetkili kullanıcının bilgisayarına yerleşecek bir virüs, tuş izleme yazılımı pek çok şeyin yapılmasına yol açabilir. Ayrıca oltalama yöntemi ile bu tarz bilgiler edinilebilir. Bankadan veya çalışılan bir şirketten aranıyor gibi sosyal mühendislik yöntemleri ile bilgiler istenmeyen kişilerin eline geçebilir.

Şirket kredi kartı ekstrelerinin, banka hesap hareketlerinin sürekli gözlenmesi, şüpheli görülen hareketlerin – aslında sadece şüpheli görülen hareketler değil, tüm hareketler – kartı veya hesabı kullanan kişiler ile sorgulanması önemli. Açıklanamayan tüm hareketlerde hemen harekete geçilmeli. Parasal işler için iki veya üç kademeli bir onay ve denetleme mekanizması kurulmasında yarar var.

Neler yapılabilir peki para ve bilgi sızma riskini en aza indirmek için? – Dikkat ettiyseniz engellemek için değil en aza indirmek için dedim. –

Güvenlik duvarı kullanmak, kullanıcı veya kurum bazında malware engelleme sistemi kurmak, bilgileri şifrelemek, vpn kullanmak, eposta güvenliği ve spam engelleme, antivirüs ve antispyware yazılımları, güçlü şifreler, uygulama yazılımlarının sürekli güncellenmesi, kablosuz ağların güvenliği, kullanıcı doğrulaması için altyapı, log dosyalarının incelenmesi ve sistemlerin güvenliğini test ederek, konfigürasyonlarını raporlayan uygulamaları kullanmak belli başlı kurallar. Ayrıca kendi cihazın ile çalış diyen kurumlar mobil cihazlar için özel güvenlik sistemlerini de gündemlerine almalılar. Herhangi bir kayba karşı yedeklemeyi de unutmayın.

Şirketlerde kullanılan cihazların kişisel işler için kullanılmaması, günlük rutin işler ile kişisel sistemlerin birbirinden ayrı tutulmasında yarar var.

Güvenlik testleri yaptırmaktan kaçınmayın. Çalışanları güvenlik konusunda düzenli eğitimlere ve bilgilendirmeye çağırın.

Harcayacağınız küçük bir para, büyük kayıplarınızın önüne geçebilir. Güvenlik ciddi bir iştir ve ihmale gelmez. Açığınızı bekleyen, sürekli bilgisayar başında 7×24 çalışan birileri var bu dünyada. Aman dikkat!

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

İstanbul – 5.Ağustos.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Ağustos 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Giden Para veya Bilgi Geri Dönmez
Jul 01 2014

Bilinçli İzolasyon

Posted by

Eurovision Şarkı Yarışması. Bunu biliyorsunuz.

Peki;

Gençler Eurovision Şarkı Yarışması
Eurovision Genç Dansçılar Yarışması
Eurovision Genç Müzisyenler Yarışması
Rose D’or : Eurovision Ödülleri

başlıklarını duymuş muydunuz?

TRT ‘Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’, EBU ‘European Broadcasting Union – Avrupa Yayın Birliği’ nin üyesi. EBU, üyelerinin radyo ve televizyon yayınlarında pek çok konuda ortak hareket etmesini sağlayan bir birlik.

Son kullanıcılar olarak bizim aklımızdaki en önemli etkinliği ‘Eurovision Şarkı Yarışması’. TRT, 2013 – geçen sene – yarışmaya katılmama kararı aldı, 2014’de de bu kararına devam etti.

Yarışma devam ediyor biz katılmasak da. Yukarıda saydığım ve benim haberimin olmadığı diğer yarışmalarda.

Geçtiğimiz haftalarda İstanbulda düzenlenen uluslararası bir etkinlikte tesadüfen bu yarışmalardan haberimiz oldu ve izleyicilerden birisi ‘Bu yarışmalara katılacak ülkeler nasıl belirleniyor’ diye sordu. Yanıt herkese ilginç geldi. ‘Herhangi bir katılım şartı ve seçim kriteri yok. Üye her ülke bu yarışmalara katılabilir. Kimlerin katılacağına biz karar vermiyoruz’ dendi.

Avrupa ile ortak çalışmalarla birbirimizi daha yakından tanımamızı sağlayacak bu etkinliklerde niçin yer almadığımızı ben çözemedim. Bizim gençlerimizde bu etkinliklerde yer alsa ne kadar güzel olur diye düşünmeden edemedim.

Geçtiğimiz günlerde de gündeme Türk Telekom’un internet trafiğinde her şeyi izlemek için kurmayı düşündüğü sistemin özellikleri geldi.

Gazetelerden edindiğimiz bilgilere göre internet erişimi olan herkes bir şekilde ne yapıyorsa izlenecek ve erişim bilgileri saklanacak. Bu izleme işlemi için ne gerekirse yapılacak anlamı çıkıyor okuduğumuz maddelerden. Ciddi güvenlik açıklarına neden olabilecek bazı izleme yöntemleri kullanılacak gözüktüğü kadarı ile. Ufacık bir hata o kadar fazla soruna neden olabilir ki; düşündükçe ürperiyorum. Böyle bir sistem kurulduğunda uluslararası ve ulusal güvenlik sertifikaları kullanımı dahi güvenilir olmaktan çıkacak.

Günlük yaşama baktığımda sürekli bir ‘challenge – meydan okuma’ durumu söz konusu. Sürekli bir şeyleri aşma süreci içinde yaşıyoruz.

Diyecek fazla bir şey yok.

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

İstanbul – 2.Temmuz.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Temmuz 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Bilinçli İzolasyon
Jun 02 2014

Çocuklar ve Kişisel veya Tablet Bilgisayar

Posted by

Çocukların bilgisayardan yararlanmasını ve zevk almasını sağlamanız için bazı önerilerim var.

1. ‘En Önemli Madde’ – Ebeveyn olarak kontrol edin demiyorum ama izlemeye çalışın!
Çocukların özellikle küçük yaşlardakilerin siz yanlarında olmadan sınırsız bir şekilde internet sitelerine erişmesine izin vermeyin. Zararlı içeriğe sahip olmayan pek çok site olsa da, küçük çocuklara yanlış düşünceler aşılayabilecek, yetişkinlere yönelik sitelerin olduğu da bir gerçek. Bu gerçeğin ışığında dikkatli olun. Gerekirse bu tür sitelere erişimi belli kurallara bağlayan veya yasaklayan yazılımlardan edinip, bilgisayarınıza kurun. Sosyal medya kullanımı ve hesapları için sitelerin yaş sınırlarına muhakkak uyun. İstese dahi yaş büyüterek, farklı kişisel bilgiler girerek kullanmalarını makul görmeyin.

2. Ailece veya bireysel e-posta adresine sahip olun.
Bu iş için ücretsiz e-posta adresi veren yerlerden yararlanabilirsiniz. gmail , hotmail , yahoo bunlardan bir kaçı.

3. İnternet’i bir iletişim aracı olarak kullanın.
İnternet, çocuklarınızla iletişim kurmanın bir başka şeklidir. Çocuklarınızın okul dönüşünde eve vardıklarını siz işteyken size e-posta ile bildirmelerini sağlayın. Ayrıca ev ödevlerini size e-posta ile iletebilirler. Böylece işten eve geldiğinizde ne konuşacağınızı önceden bilebilirsiniz. Evden uzakta tatilde veya iş seyahatindeyken, internet’i kullanın. Çocuklarınızın siz evden uzaktayken yaptıkları günlük aktiviteleri, genel durumlarını e-posta aracılığı ile sizinle paylaşmalarına izin verin. Ancak bu ortamın geleneksel konuşarak anlaşma yönteminin yerini almasına izin vermeyin. Sosyal ortamlar her zaman daha yararlıdır.

4. Bir bilgi bankası olarak internet’ten yararlanın.
Çocuğunuz eğer bir ödev yapacaksa, internet bulunmaz bir kaynaktır. Ödev hakkında gerekli bilgileri internet’ten edinip, çalışmasını gerçekleştirebilir. Şu dönemde öğretmenler zaten ödevlerin internet araştırması ile yapılmasını istiyorlar. Sunum ile anlatılmasını söylüyorlar.

5. Yaratıcı olun.
Ailenin davetlerinde, yaş günlerinde, bayramlarda, özel günlerde, yılbaşlarında, davetiyeteleri, tebrik kartlarını bilgisayarda veya tablette hazırlayın. İnternet aracılığı ile iletilmesine yardımcı olun, yazıcıdan çıktı alarak postalayın.

6. Çocukların öğrenme seviyesine uygun olarak sabırlı olun.
Çocuklar bilgisayar veya tablet kullanmayı öğrenmeden önce, başka konularda yetiştirilmelidir. Çok küçük yaşlarda bilgisayar veya tablet kullanmaya zorlanan çocuklarda sorunlar oluşabilir. Şimdiki çocuklar pek çok şeyi çabuk kavrıyor gibi görünse de temel esasları kaçırdığınızda telafi edemeyeceğiniz sorunlar gündeme gelebilir.

7. Bilgisayarla veya tabletle etkileşim sağlayın.
Mümkün olduğu kadar bilgisayar veya tablet çevresinde bir etkileşim sağlayın. Çeşitli partiler, oyunlar bilgisayar veya tablet etrafında gerçekleştirilebilir. Bilgisayar veya tablet tek başına bir oyun aracı olarak görülmemeli.

8. Bilgisayarı veya tableti bir eğitim aracı olarak kullanın.
Bilgisayarda veya tablette kullanılacak bir yazılım satın alacağınız zaman, eğlencenin yanında çocukların bilgi seviyesini arttıracak niteliklere sahip yazılımlara yönelin. Bilgisayarın veya tabletin çocukların yaratıcı zekasının gelişmesine yardımcı olmasını sağlayın.

9. Eğlenin
Çocuklarınızla birlikte zaman geçirin ve eğlenin. Bilgisayarın veya tabletin yaşamınıza yeni bir boyut kazandırmasında eğlence faktörünü dikkate alın.

Maddeler bunlar. Aile büyüklerinin bu maddelerin ne kadarını uygulayabileceğini bilemiyorum.

Önce büyüklerin bilgisayar, internet, teknoloji, sosyal medya ve e-posta ile barışık olması gerekli. Bunu sağlayamadıktan sonra çocuklara kadar nasıl ineceğiz?

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

İstanbul – 6.Haziran.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Haziran 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Çocuklar ve Kişisel veya Tablet Bilgisayar
May 01 2014

Cihaz Hayalime Bir Madde Kaldı

Posted by

Ondört sene önce Temmuz 2000’de Telepati’ye ‘Nasıl bir Cihaz?’ başlığı ile yazdığım yazıda;

‘Kısa dönemde sahip olmayı düşündüğüm iletişim cihazının nasıl bir araç olması gerektiğini tanımlamak istiyorum’ diye başlayıp,

‘Bu bir cep telefonu değil. Çünkü sadece konuşmak, kısıtlı ekranında mesaj okumak ve göndermek için kullanmak istemiyorum. Telefon görevini de yerine getirmeli, herhangi bir yer ve zamanda bilgisayar gibi de kullanılabilmeli ve ekranı yeterli büyüklükte olmalı’ demiştim.

Ondört sene sonra geriye dönüp baktığımda, bir madde hariç düşündüklerimin hepsinin yapıldığını gördüm.

Neler gerçekleşmiş yazdıklarımdan bir bakalım.

–       Bilgi girişi için kullanacağım klavyesi her tuşta üç harf ve birden fazla sembolü içermemeli. Tercihim klavye yerine el yazımı tanıyarak onu gerekli harflere çevirecek bir sistem. Biraz daha ileri gidersek sesle verilen bilgileri de kelimelere çevirebilmesi çok iyi olur. – Gerçekleşti.

–       Katlandığı zaman kalınlığı bir parmağı geçmemeli. Kulaklık ve mikrofon ayrılabilir olmalı. Böylece beyne zarar verip vermediğini de düşünmek zorunda kalmam. Ayrıca konuşurken bir yandan da ekranda başka işlemler yapabilirim. – Gerçekleşti.

–       Renkli ekran olması gerektiğini yazmam bile gereksiz ama yine de bulunsun. Dünyanın tüm bölgelerindeki haberleşme sistemlerine uygun olmalı. Böylece bir yerden bir yere giderken cihazın uyum sorunu olup olmayacağını düşünmemeliyim. – Gerçekleşti

–       Cihazın üzerinde randevuların takip edilebilmesi için ajanda, yapılacak işler listesi, telefon ve adres dosyası ve not almaya yarayacak bir uygulama bulunmalı. Bunlarla birlikte hesap tablosu, kelime işlemci, internet sayfalarını gösterecek bir uygulama, elektronik posta okuyucusunu da içermeli. – Gerçekleşti

–       Müzik dinleyebilmeli, film izleyebilmeliyim. Cihazın üzerindeki bir kamera aracılığı ile resim veya kısa süreli de olsa film gönderebilmeliyim. – Gerçekleşti

–       Veri iletişim hızı, yukarıda belirttiğim tüm işlemleri yerine getirebilecek optimum hıza sahip olmalı. Böylece ihtiyaç duyulan bilgilere rahatça erişebilmeliyim. Bu hız sayesinde cihazın üzerinde veri depolamaya da ihtiyacım kalmayacak. Ses, görüntü ve bilgileri benim bilmeme gerek olmayan yerlerde depolayabileceğim. Bu cihaz sadece aracı olacak. – Hemen hemen gerçekleşti. Kota sorunu var ayrıca.

Gerçekleşmeyen ne: Görünüm ve büyüklük.

–       Bir dosya kağıdı düşünün. Bu kağıdı önce ikiye katlayın. Ardından tekrar ikiye ve bir kere daha ikiye katlayın. Bu durumda kağıdı üç aşamada sekiz eşit parçaya bölmüş oldunuz. Elde ettiğiniz büyüklük gömlek cebinize çok rahat koyarak, taşıyabileceğiniz bir ölçü. Demek ki, cihazın maksimum ölçüsü bu olmalı. Ancak cihazı istediğim zaman ikiye istersem tekrar ikiye ve tekrar ikiye açarak bir dosya kağıdına kadar büyütebilmeliyim. Büyütüldüğü her ölçüde tüm özelliklerini kullanabilmeliyim. Bir başka deyişle gömlek cebi boyutundan, dosya kağıdı boyutuna kadar dört farklı ölçüde kullanma olanağım olmalı. Sadece randevularıma, bir telefon numarasına veya elektronik postaların başlıklarına bakacaksam en küçük boyutu seçerim, bir internet sayfası dolaşacaksam, elektronik kitap veya gazete okuyacaksam da en büyük boyutu seçebilirim.

‘Bu tür cihazları göreceğimiz kadar bir süremiz olmasını dilerim’ diye de bitirmişim yazıyı. O kadar zamanımız oldu.

Haydi kalan tek madde. Bir an önce gerçekleş!

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

İstanbul – 9.Mayıs.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Mayıs 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Cihaz Hayalime Bir Madde Kaldı
Apr 02 2014

Güvercin Zamanı Yaklaşırken

Posted by

Geçtiğimiz ay Mart.2014 yazısına ‘Bilgisayar güvenliği konusundaki son gelişmeleri gördükçe, güvenli bilgisayar kullanımı yok demek en doğrusu.’ diyerek başlamışım. Ne bileyim bu ay içerisinde tarihin en büyük güvenlik açıklarından birisine şahit olacağımıza.

Heartbleed güvenlik açığı şimdiye kadar olabilecek en önemli güvenlik açığı olarak tanımlandı.

openssl güvenlikli haberleşme altyapısındaki bir hatadan dolayı kişisel bilgilerimizi sadece haberleştiğimiz internet sitelerinin gördüğünü zannederken, herkese açık olduğu tespit edildi.

Güvenlik sertifikaları geçersiz hale geldi.

İşin vahim tarafı; kullanıcılar olarak bizim yapabileceğimiz hiçbir şey yok, şifremizi değiştirmekten başka. O da güvenlik açığı bulunan bizim kullandığımız site güvenlik açığını kapattıysa. Açığı kapatmadıysa şifre değiştirmeniz de işe yaramıyor.

Bazı ülkelere devlete ait internet sitelerine erişimi açık kapatılana kadar durdurdular.

İnternetin nasıl çalıştığını iyi bilenler bir hafta on gün internet kullanmazsanız iyi olur çağrısında bulundular.

Aslında açık çok basit çalışıyor. Herhangi bir internet sitesine bağlandığınızda gönderdiğiniz kullanıcı adı ve şifreniz veya diğer bilgiler – kredi kartı vb – sitenin sunucusundaki hafıza bloğunda şifrelenmemiş vaziyette görüntülenebiliyor. Bu işlemin yapıldığı esnada sunucuyu izleyen birileri gerekli doğal olarak bu bilgiyi dışarıya alabilmek için. Piyango kime vurursa artık.

İşin daha da vahim tarafı; bilgilerin sızıp sızmadığını bilmenin hiçbir yolu yok. Bilgileri alanlar kimseye görünmeden sisteme gelip, gidebiliyorlar.

Yahoo bu açıktan etkilendiğini kabul etti ve kullanıcılara şifrelerini değiştirmeleri gerektiğini söyledi.

Yurtdışındaki pek çok internet sitesi için test raporları yayınlandı, sitenin güvenli olup olmadığı, güvenli ise dahi şifre değiştirp değiştirilmemesi gerektiği açıklandı.

Türkiye’deki internet siteleri için ben böyle bir rapor görmedim. Zaten etrafımda şöyle kısaca yaptığım bir araştırmada ortak söylem; ‘Benim önemli verim yok, bilgilerim gitse ne olur’ oldu.

Ancak iş; kredi kartı bilgin de gitmiş olabilir, eğer aynı şifreyi birden fazla sitede kullanıyorsan sorun yaşarsın deyince, biraz endişe başladı. Gördüğünüz gibi para her şeye kadir!

Yurtdışında ortalık toz dumanken Türkiye’de basın _______ ‘burayı boş bırakayım ki çok ağır yazmışsın demesinler, siz doldurun’ peşindeydi. İki üç gün sonra haber yapma moduna geçtiler.

Konu sadece kullanıcı adı ve şifreleri ilgilendiriyor gibi gözükse de, kullanılan yazılımları da etkiledi. Sistemler arası haberleşmeyi sağlayana altyapılar da bu güvenlik protokolü kullanılıyorsa sorun var. O yazılımların da güncellenmesi gerekiyor.

Pek bundan sonra ne olacak? Önce güvenlik açığı kapanacak sitelerde. Ardından yeni güvenlik sertifikaları düzenlenerek, kullanıcılarla paylaşılmaya başlanacak. Ne zaman her şey yoluna girer sorusuna yanıt vermek kolay değil.

Doğal olarak bu konu açık kaynak koduna dikkat çekti. Gönüllü bir takım grupların veya kişilerin bireysel çabalarıyla ortaya çıkardığı altyapıları herkesin kullanması ancak proje ortaya çıktıktan sonra yatırım yapılmadığı için ortada kalan sistemler. Bu açığa benzer daha pek çok konunun gündemde olabileceği söyleniyor.

Ayrıca heartbleed’in epeyce önceden bazı kuruluşlarca bilindiği ve kullanıldığı da söyleniyor. Bu mantıkla yürüdüğümüzde internet erişimi olan hiçbir platformun içerdiği bilgiye tam güvenilemeyeceği sonucuna varabiliriz.

Bana gelince; ben basit yaşamaya karar verdim Düş Hekimi Yalçın Ergin’in ‘Basit Yaşamak’ şiirindeki gibi. Dört beş gündür o şifre senin bu şifre benim, o yazılım senin bu yazılım benim güncelleme ile uğraşıyorum. Çok dağıtık bir yapı kullanıyormuşum farkında olmadan.

Hepimize geçmiş olsun veya oyun yeni başlıyor!

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

İstanbul – 13.Nisan.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Nisan 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Güvercin Zamanı Yaklaşırken
Mar 02 2014

Güvenlik Kalmadı Artık!

Posted by

Bilgisayar güvenliği konusundaki son gelişmeleri gördükçe, güvenli bilgisayar kullanımı yok demek en doğrusu.

Geçtiğimiz günlerde pek çok kişinin güvenli olduğunu düşündüğü Apple OS X işletim sisteminde ciddi bir açık tespit edildi ve bu açığın ne kadar zamandır orada olduğunu kimse bilmiyor. ssl protokulü ile güvenilir bir şekilde şifrelenmiş veri alışverişi yaptığını düşünenlerin ne kadar bilgisinin kimlerin elinde olduğu meçhul. Her ne kadar Apple hemen iPhone IOS ve Apple OS X işletim sistemi için güncellemeleri çıkardıysa da güncellemeleri yapmayan veya güncelleme aşamasına kadar sistemleri açık olduğu için sorun yaşayanların ne kadar olduğunu bilmiyoruz.

Hemen ardından Linux işletim sisteminde benzer bir açık bulundu.

Özellikle Linux’daki açık bizim için daha önemli. Çünkü açık kaynak mimarisinin, kodlar herkesin incelemesine açık olduğu için en güvenilir sistemler olduğu tüm zamanların en geçerli söylemlerindendi. Ancak bu açık tespiti ile birlikte bu söylem de geçerliliğini yitirdi.

Bu arada ransomware – fidye yazılımı – konusu da yükselen değerlerden. ‘cryptolocker’ isimli ransomware bulaştığı sistemdeki dosyaları şifreleyerek erişilmez hale getiriyor. Eğer yedekleriniz yoksa şifrelenen dosyalara tekrar erişebilmek için size bildirilecek bir hesaba para göndermeniz gerekiyor. Bu işlem için 72 saatiniz var. 72 saatin sonunda dosyalarınız bir daha erişilemez hale geliyor. İstenen paranın 300 ile 500 Amerikan Doları olduğu söyleniyor. Şimdilik Microsoft Windows kullanıcılarını etkiliyor. İşin en kötü tarafı; diyelim ki bu ransomware’i tespit ettiniz, silmek için yapabileceğiniz hiçbir şey yok çünkü dosyalarınız şifrelenmiş durumda ve şifreyi çözecek anahtarı bulmanız olası değil. Kimsenin başına gelmesini istemeyeceğim bir durum. Türkiye’de örneklerini görmeye başladık maalesef.

Korsan elektronik kitaplar da bir diğer zararlı yazılım bulaşma kapısı. Pek çok zararlı yazılım elektronik kitaplar aracılığı ile dağılıyor.

Ayrıca korsan yazılım ve benzeri ürünlerin temin edildiği internet sitelerinden gelebilecek zararlı kodun haddi hesabı yok. İki liralık tasarruf ikiyüz liralık hasara neden olabilir.

En güvenilir internet sitelerinden dahi reklam alanlarındaki zararlı kodlardan bulaşacak sorun yaşandığı biliniyor. Bunu kullanmayı düşünen kullanıcıların on oniki aylık bir zaman diliminde hazırlık yaptıkları görülmüş. Şöyle bir düşünün; sistemlere sızarak kullanıcı bilgilerini elde ederek maddi çıkar sağlamayayı düşünenler uzun vadeli planlar yapıyorlar.

Bir diğer tehdit, mobil telefonlarda. Bilgisayarlardan daha fazla tehdit almaya başladılar. Özellikle Android’deli uygulamaların belirli bir denetim ve onaylama mekanizmasından geçmeden dağıtıma girerek kullanılabiliyor olması, zararlı yazılımlardan para kazananlara geniş bir oyun alanı sağlıyor. Yapılan bir araştırmaya göre Android uygulamalarının %42’si şüpheli yazılım sınıfında.

Java, Adobe Flash ve Microsoft Silverlight açık kollayarak kullanıcı sistemlerine girmek isteyenlerin popüler araçları. Maalesef bu sistemlerde ne kadar güncelleme yapılsa da sorunlar yaşanmaya devam ediliyor.

Uzun lafın kısası; eğer internete erişimi olan bir sistem kullanıyorsanız, ne kadar az hareket o kadar güvenli kullanım…

Biz elimizden gelen tedbiri eksik etmeyelim, sistemleri güncel tutalım, filtreler, antivirüs yazılımları, izinsiz erişimleri tespit ikazları ve benzeri kullanalım, içeriye girmek isteyenler bir boş anımızda doğrudan içeri dalıyorlar. Ondan sonra pek şansımız kalmıyor. İşini bitirdikten sonra geride iz bırakmadan ortadan kaybolduğunda, kimseye derdinizi anlatamazsınız.

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

İstanbul – 8.Mart.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Mart 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Güvenlik Kalmadı Artık!
Feb 05 2014

SHERYL SANDBERG

Posted by

Facebook COO’su – Chief Operating Officer –  Sherly Sandberg, geçtiğimiz ay Vodafone Türkiye ana sponsorluğunda Capital ve Ekonomist dergilerinin düzenlediği CEO Club özel toplantısında bir konuşma yaptı. Sherly, dünyanın en güçlü 50 kadını listesinde yer alıyor.

Sherly’in Türkçeye de ‘Sınırlarını Zorla’ adıyla çevrilen ‘Lean In’ adlı bir kitabı var.

Sherly, hamile iken şirkete otomobiliyle gittiğinde çok uzak bir yere aracını park ederek yürümesi gerektiğinde zorlandığını ve bunun değişmesi için yöneticisiyle görüşürken aslında bu kararı kendisinin de verebileceğini fark ettiğinde sınırları zorlaması ve karar verici konumda olduğunu anladığını söyleyerek konuşmasına başladı.

Şimdi kısa kısa notlar:

Kadınlar kendilerine daha fazla güvenmeliler.

Dünyanın her köşesinde kadınlar, güçleri erkeklerle kıyaslanarak hafife alınıyorlar.

Bütün kadınlara işte çok agresif oldukları söyleniyor ancak benzer eylemleri erkekler yapsa onlar için de agresif tanımlaması yapılabilir.

Evde eşitliği sağlamalıyız. Erkeklere seslenerek; ‘eşinize iyi bir şey yapmak istiyorsanız, çiçek almanıza gerek yok, bulaşığı veya çamaşırı halledin’.

Değişim sadece kadınlarla olmaz, erkeklerin de buna katılması lazım.

Amerikada Fortune 500 şirketlerinin sadece %4ünde kadın yönetici var. Silicon Valley’deki kadın yönetici oranı Fortune 500 şirketlerindekinden daha düşük. Bilişim Teknolojileri bilim dalında kadın oranı düştü ve düşmeye devam ediyor.

Basmakalıp sözleri ve işleri bir kenara bırakma zamanı. Bu kadın işidir, bu erkek işidir diyen kalıplardan kendimizi kurtarmamız lazım.

Okullarda bir test yapılmış. Sınıfa testi verip, bu test kızların daha iyi yapabileceği bir test dediğinizde, kızların başarı oranı daha yüksek oluyor.

Amerikadaki erkek yöneticilerin %64’ü odada bir kadın çalışan ile yalnız kalmaktan çekiniyor.

Dip not 1: Bizde hamile kadınların sokağa çıkmaması gerektiğini söyleyen erkekler var. Buna Sheryl ne der acaba?

Dip not 2: İzleyiciler arasındaki kadın yöneticilerin ne kadarı şirketlerindeki hamile kadınlar için otopark konusuna çözüm getirdiler acaba bu konuşmadan sonra?

Bu etkinlikleri düzenleyerek konuşmacıları bizlerle buluşturan, emek veren tüm şirketler ve kişilere teşekkürler.

Her iki etkinliğin izleyici kitlesinin entelektüel seviyesine baktığımda, yurtdışından gelen konukların ülkemiz hakkındaki pozitif düşüncelerine hak vermemek elde değil. Ancak madalyonun diğer yüzünden ne kadar haberleri var, bilinmez!

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

İstanbul – 5.Şubat.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Şubat 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on SHERYL SANDBERG
Feb 05 2014

SETH GODIN

Posted by

Eflatun gömlek, mor kravat, yuvarlak siyah çerçeveli gözlük ve saçsız bir kafa ile karşımızdaydı Seth Godin. Pazarlama konusundaki en iyi uzmanlardan biri olarak kabul edilen Seth Godin, geçtiğimiz ay Turkcell Akademi Pazarlama Konferansları serisi için İstanbuldaydı.

Konuşmasında ‘We are all weird’ – ‘Hepimiz Acayibiz’ kitabından alıntılar yer aldı.

Kalabalık bir dinleyici karşısında konuştu. Neler anlattı, notlarımıza bir bakalım.

Ortalama insanlara ortalama ürünler satabiliriz. Bu devir bitti. Artık herkes kişiselleşmiş bir şeyler almak istiyor.

Bir ürüne çok fazla reklam ve pazarlama yaparak bağımlılık yaratalım, önümüzdeki senelerde satar, para kazanırız modeli artık çalışmıyor.

Bir gün belki satın alan olur diye pazarlama yapılmaz.

Farklı insanlara farklı yaklaşın. Normal insan grubundaki insanların sayısı her geçen gün azalıyor. Uçlardaki insanlara da hitap etmelisiniz.

2010 yılında normal insan sayısı normallerin dışında kalan acayiplerden daha az.

Bir sınıflama yaparsak;
estetik cerrahi bağımlıları ‘plastic surgery addicts’, twitter düşkünleri ‘twitter obsessed’, yeşilciler ‘green party’, normaller ‘normal’, altın günü sevenler ‘tea party’, eski dostlar ‘old folks’, etkisiz elemanlar ‘no-impact man’.

Ürünü düşünürken; koordinasyon, güven, izin verme, düşünceleri paylaşma, eli açıklık ve sanat konularını göz önünde tutun.

Kimse bencilleri sevmez, cömert ve verici olun.

Bir üründe sadece siz varsanız ancak o zaman tüketici o ürüne daha fazla ödemeyi kabul eder.

Hissettiğiniz gibi üretin.

Bir konsept yaratıyorsanız, insanlar o konseptin bir parçası olmak için para harcıyorlar. Çünkü o orada!

Onlara bağlanın ve onlarla iletişime geçin, kültürlerine yaklaşın, meydan okuyun, sonucu taahhüt edin ve en önemlisi dürüst olun.

İnternet çağında bir şey yapmak istiyorsan yap. Çünkü önünde engel yok.

İnternet dünyasında oluşan gruplardan sizinle örtüşen birisini bulun ve ona liderlik edin.

Dip not: Finalde Seth’e çiçek vermek üzere sahneye çıkarılan Cellocan hiç unutulmayacak.

Bu etkinlikleri düzenleyerek konuşmacıları bizlerle buluşturan, emek veren tüm şirketler ve kişilere teşekkürler.

Her iki etkinliğin izleyici kitlesinin entelektüel seviyesine baktığımda, yurtdışından gelen konukların ülkemiz hakkındaki pozitif düşüncelerine hak vermemek elde değil. Ancak madalyonun diğer yüzünden ne kadar haberleri var, bilinmez!

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

İstanbul – 5.Şubat.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Şubat 2014 sayısında yayınlanmıştır.

 

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on SETH GODIN
Jan 12 2014

2014 İçin En Önemli On Tahmin

Posted by

IDC Türkiye, ülke müdürü Nevin Çizmecioğulları liderliğinde sektördeki gelişmeleri rakamlar eşliğinde raporlamaya devam ediyor. 13.Aralık.2013’de bir basın toplantısı ile 2013 rakamlarını özetledi ve 2014 için çıkarımlarını paylaştı.

IDC’nin raporlarında Türkiye’deki son tüketici ve kurumların harcamaları esas alınıyor. Bir başka deyişle herhangi bir şirketin yurtdışına gerçekleştirdiği servis veya ürün satış rakamları IDC’nin değerlendirmesinin dışında – aksi belirtilmedikçe -. Bu da Türkiye’ye yatırım yapacak yabancı şirketlere veya yurtiçinde yeni yatırım yapacak firmalara pazardan ne beklemeleri gerektiği konusunda yardımcı oluyor.

Pek çok değişken faktörden etkilenen bir pazarda araştırma yapmak, bunu güncel tutmak ve kurumlarla paylaşmak kolay bir iş değil ancak IDC ekibi bu zor işin altından kalkıyor.

IDC’nin 2014 için en önemli on tahminine geçmeden, toplantıda dikkatimi çeken dört konuyu aktarayım.

  1. Bulut platformu için ürün ve hizmet üreten şirketlerin KOBİ pazarına yaptıkları yatırım geri dönmedi
  2. Mobil cihazlarda Samsung adet olarak satışlarda Apple’ın önünde. Ancak Apple ciro olarak Samsung’un önünde
  3. Çevrimiçi alışverişlerde kadınlar aktif
  4. Dünyada BİT – Bilgi ve İletişim Teknolojileri – sektörü pazarında donanımın payı %50 iken Türkiye’de bu oran %80. Donanım ağırlıklı bir pazara sahibiz ve uzak yakın bir gelecekte bunun değişmesi pek olası değil

Gelelim 2014 öngörülerine.

  1. Sektördeki büyümeyi teknoloji meraklısı tüketici ve kamu sektörünün yönlendirmesi belirleyecek. %4.2 büyüme ile 26.60 Milyar Amerikan Doları pazar büyüklüğü bekleniyor. Büyük veri ve tablet pazarı önemli katmanlardan.
  2. Bulut hizmetleri için talep artacak. Büyük kuruluşlar biraz daha rahat bulut bilişim kullanırken. Herkese açık bulut hizmetleri çoğunlukla yaşamsal olmayan görevler için kullanılacak.
  3. Mobil güvenlik BİT birim yöneticilerinin öncelik verdiği konuların arasında gelecek.
  4. ‘Hepsi Bir Arada’ sistemler için kurumsal geliştirilen birleştirilmiş sistem çözümleri yaygınlaşacak. Tüm servis ihtiyaçlarının tek noktadan karşılanabildiği çözümler ön plana çıkacak.
  5. ‘Akıllı Şehirler’ gündemde yer alacak. Ancak bu konsept büyük ölçekli katılım gerektirdiği için kısa dönemde etkili olmayacak, orta uzun vadede verimli olacak.
  6. Hükümetin sanal güvenlik konusuna vereceği önem kamu ve özel sektörde BT güvenlik harcamalarını artıracak. Kuruluşlar yönetilen güvenlik hizmetlerini kullanmayı tercih edebilecekler.
  7. Telekom hizmetlerinin müşteriye özel hale getirilmesi – dikeyselleştirilmesi – gerçekleşecek.
  8. Mobil içerik hizmetlerinde pazar çok hızlı büyüyecek. Telekom operatörleri ve İnterner servis sağlayıcılar kendilerini bu konuda farklılaştırma yoluna gidecekler.
  9. Tedarikçiler yönetilen baskı hizmetlerine odaklanacak. Baskı hizmetleri pazarında 2014’de %10.4 büyüme öngörülüyor. Tedarikçiler daha teknolojik cihaz satma ve düzenli olarak sarf malzemesi tedariki yerine sayfa-başına-ödeme yöntemini benimsiyorlar.
  10. Tüketici harcamaları hızla tabletlere kayarken, kişisel bilgisayar sevkiyatları beklenenden daha hızlı azalacak. Tablet pazarında %41’lik artış bekleniyor. Masaüstü pazarında ise %5lik bir düşüş yaşanacak.

Benim ekleyeceklerim:

Güvenlik ve bulut bilişim tahminlerde ön sırada yer alıyor. Tablet pazarındaki büyümeyi de bunların yanına eklerseniz, mobil güvenlik ve bulut servisleri önümüzdeki dönemin yükselen değerlerinden olacak. KOBİ değerlendirmesine katılıyorum, hele son gelişmeler ışığında pazarda daralma yaşanabilir.

Baskı hizmeti veren şirket sayısındaki artış dikkatinizi çekmiş olabilir. Bu şirketler, orta vadede kullanıcıların uzaktan doküman bastırma ve adrese teslim seçeneklerini düşünecekler. Mağazaya gitmeden işlemleri bulut üzerinden halledebileceksiniz.

İçerik üretmek bu kadar donanım pazar payı olan bir ortamda cazip değil ancak özgün içerik üretenler ayrışacak ve pazardaki artıştan faydalanabilecekler.

Kamu yine yapacağı yatırımlarla BİT sektörü şirketlerinin lokomotif alıcısı olmaya devam edecek.

Gelişecek bir diğer pazar ise ‘Kayıtlı Eposta’. Hem servisi sağlayan hem de bu servise işletme yazılımlarını entegre eden şirketlerin büyüdüğünü göreceğiz. ‘Elektronik Fatura’ sistemini de göz ardı etmeyin.

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Sağlıcakla kalın.

2014 senesinin herkese sağlık, huzur, keyif ve başarı getirmesini dilerim.

İstanbul – 3.Ocak.2014

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Ocak 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on 2014 İçin En Önemli On Tahmin