May 08 2015

Biz Halâ Buradayız!

Posted by

Uzun soluklu bir yayında uzun süredir yazıyor olmanın avantajını kullanıyorum şimdi. Bu sayede tüm özel sayılarda bir şeyler yazarak, kutlamalara katılmanın keyfini çıkarabiliyorum.

Her şeyden önce Merih ve Demet’e gitmeli tebrikler. Yirmi koca yıl ve pes etmeden ayakta kalmak pek kolay bir şey değil, hele yaptığınız iş basılı bir dergi çıkarmaksa.

Bu yirmi senenin dökümünü yapmak bana düşmez. Ancak kimler geldi, ne şirketler kuruldu, kimler geçti, ne şirketler kapandı veya satıldı, hangi teknolojiler üretildi bir düşünün.

Saydam köşesindeki ilk yazımı Haziran 2000’de yazmışım ve başlık olarak ‘WAP, Nereye kadar?’ demişim. Şimdi bu yazıyı okuyanların en az dörtte üçü WAP nedir diye bakmakta, eminim.

Ocak 2001’de yeni BİN yılın ilk yazısını yazarken ‘Telefonunuz Var’ başlığını kullanarak, mobil telefon kullanıcılarını sınıflandırmışım.

Bu arada atlamadan geçmeyeyim, arşivlere bakarken Nisan 2002’de internet sitelerine erişim engellemelerinin başladığını yazmışım. On üç sene sonra yine aynı yerdeyiz.

2003 Kasım sayısında ‘Kırk bir kere’ başlığı ile kırk birinci yazımı kutlamışım.

Ocak 2004’de Telepati’nin 100. sayısı hem serbestleşmeye hem de yeni yıl kutlamalarına denk gelmiş. Merih ve Demet’e teşekkür etmişim doğal olarak.

2007 Haziran sayısında ‘Sahip Olmak mı, Evlenmek mi?’ başlıklı yazımı ‘Bir şirketi satın almak mı başarı sayılmalıdır, bir şirketi satmak mı? Bizde genelde şöyle bir düşünce var; “kısa zamanda, az gayretle köşeyi dönme”. Pazardaki konuşmalara bakarsanız; “Adamlar şirketlerini şu kadar paraya sattılar”. Satın alanlar mı akıllı, satanlar mı?’ diyerek sonlandırmışım.

Ağustos 2007’de Apple iPhone’dan söz etmiş ve demiştim ki:

Apple COO “Chief Operating Officer” su Tim Cook, 28.2.2007’deki konuşmasında neler söylemişti, hatırlayalım:

‘“Bugün mobil telefon endüstrisinde pek çok insan mobil telefon için hiç para ödememektedir. Tahmin edin, niçin. Çünkü değeri onlar için budur. Eğer biz paha biçilemez ve insanların kafalarında soru işareti oluşturmayacak bir ürün ortaya çıkarırsak bir sürü insan 499 USD veya 599 USD ödeyecektir. Hedefimiz 10 Milyon cihaz satmak, tahminen bizi okuyan, dinleyen, izleyen kişilerin büyük bir çoğunluğu mobil telefona hiç para vermeyenler. Iphone ile bu grup bir miktar para vermeyi göze alacaktır çünkü bu cihaz ödedikleri paraya değecektir”. “Ipod pazara çıktığında 399 USD’ye şarkı dinlenecek cihazı kimse almaz deniyordu”.’

Tim Cook, 2011 senesinde Apple CEO’su olarak çalışmaya başladı ve ne tesadüf doğum tarihi benimkiyle aynı.

Eylül 2009’da Telepati on beşinci yıldönümü sayısını ‘Şans Yazısı’ diyerek kutlamışım.

2012 Mayıs sayısı iki yüzüncü sayı ve benim yazımın başlığı ‘İki Yüz Sayı Oldu’. Bu yazıdaki sürprizi buraya yazmayayım da o sayıyı temin edip, görün.

Yirminci yıl kutlamaları devam edecek. Benden şimdilik bu kadar. Yukarıdaki alıntıladığım yazılarımın çok küçük bir kısmından görebileceğiniz gibi SAYDAM köşesini takip ederseniz, pazarın önünden giderek, pek çok konudan erken haber alabilirsiniz.

Tüm okurlara ve sevenlere selam olsun. Nice senelere, nice başarılara.

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Kalın sağlıcakla.

İstanbul – 8.Mayıs.2015

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Mayıs 2015 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Biz Halâ Buradayız!
Apr 01 2011

Hangi Mobil İşletim Sistemi, Sonuç iPhone

Posted by

Döndüm, dolaştım, yine Apple IOS iPhone’a geri geldim.

Buraya nereden geldim, özetleyeyim.

Microsoft Windows Mobile ile başladım, RIM Blackberry dünyasına geçiş yaptım, Apple iPhone çıkınca kullanmaya başladım, Google Android’in bazı özelliklerinin peşinden gittim, Apple iPhone’da karar kıldım. Geçmiş yazılarıma bakarsanız, söz ettiğim tüm sistemlerle ilgili pozitif yazılar yazdığımı ve hemen hemen hepsinin geleceğin sistemi olduğunu anlattığımı göreceksiniz.

iPhone 2007’de pazara çıktığında ilk kullanıcılardan oldum bir merakla. O dönemde kullanılan yazılımda pek çok şey eksikti ancak dokunmatik ekran olması ve Apple’ın diğer şirketlerin hala erişmeye çalıştığı kolay kullanıcı arayüzü cihazın bütün eksiklerini neredeyse kapatıyordu.  O dönem iki mobil cihazla dolaştığım dönemdir. Diğeri de Microsoft Exchange Server ile inanılmaz iyi uyumundan dolayı RIM Blackberry idi.

Ancak o dönemin tüm mobil cihazlarında iki eksiklik vardı benim açımdan. Eğer iş amaçlı bu cihazları kullanıyorsanız, bir tane Microsoft Exchange hesabı tanımlayabiliyordunuz. Bir de o dönemde pazara çıkarılan iPad’in sadece kablosuz erişim özelliği olan modelini kullanıyorsanız, mobil cihazı kablosuz erişim noktasına çeviremediğiniz için bir cihaz daha taşımanız gerekiyor veya üçüncü parti bir yazılıma ihtiyaç duyuyordunuz. Ayrıca birden fazla eposta adresi, ajanda ve adres defteri kullanıyorsanız, bunları birleştiremiyordu.

Google Android’i duyurup, pazara çıkardıktan kısa bir süre sonra birden fazla Microsoft Exchange hesabının kullanılabileceği sürümü çıkardı. Ancak eposta olarak bunu yapıyor, takvim ve adres defteri gibi konularda üçüncü parti uygulamalara gerek duyuyordu. Neyse bir sonraki sürümde bunları da gerçekleştirdiklerinde, zaman gelmişti kullanıma almak için. Benim gibi birden fazla eposta hesabı kullanan ve bu hesapları farklı platformlarda izleyen kişiler için biçilmiş kaftandı. Üstelik açık kaynak kodlu olduğu söyleniyor, özelleştirilmiş gömülü yazılımlar kullanabiliyordunuz. Bir de bunun yanına cihazı kablosuz erişim noktası haline orijinal yazılım ile çevirebiliyordunuz. Birden fazla eposta adresindeki mesajları, farklı ajandaları, adres defterlerini birleşik kullanabiliyordunuz.

Hemen bir tane edindim ve ne kadar başarılı olduğunu anlatmaya başladım. Maalesef zaman içerisinde beni kullanımdan vazgeçirip, iPhone’a geri götüren bazı sorunlar olduğunu gözlemledim. Yazının bundan sonrası biraz teknik olabilir. Ayrıca orijinal yazılımla kullandığımı da ekleyeyim.

İlk sorunum; Alan Adı Sistemi (DNS) ayarlarını değiştiremiyordum. Neyse, çok önemli değil diye düşündüm.

Ardından Android market’in Türkiye’den hatta pek çok ülkeden kullanılamadığını keşfettim. iPhone da benzer şeyler yaşanmıştı. Bir süre sonra açılır dedim. Nitekim geçenlerde kullanılabilir hale geldi.

Birden fazla Microsoft Exhange hesabı tanımlanabilmesi, gmail ile mükemmel uyum – doğal olarak – cazip taraflarıydı.

Ben epeyce sayıda eposta hesabını farklı sunucu ortamlarında kullanıyorum. Bunların bir kısmında da adres defterleri ve ajandamı takip ediyorum. Adres defterinde Microsoft Exchange veya Zimbra platformunda alt dizinlere tanımlanmış bilgilerin mobil cihaza gelmediğini gördüğümde şaşırdım. Çünkü adres defterimi farklı kategorilere göre sınıflandırmış ve herşeyi aynı sepette tutmuyordum. Mecburen alt dizindeki bilgileri tek ana dizine taşımak zorunda kaldım.

Bilahare imap sistemi ile kullandığım eposta hesabımda gelen epostaları ilgili alt dizinlere taşıyamadığımı gözlemledim. Bu da önemli değil, bilgisayar başına geçtiğimde bu işi yaparım nasıl olsa diye düşündüm.

Ardından imap sistemi ile tanımlı olan eposta adresimdeki sorun geldi. Bu iPhone kullanımına geri dönmemi tetikledi.

Çok önemli bir ticari mesajı – ekli bir dosya içeren – mesajın tamamını mobil cihaza indirmeden yanlışlıkla sildim. Nasıl yanlış silinir derseniz, Android’de eposta silinmesi esnasında bu mesajı silmek istediğinizden emin misiniz gibi bir ikinci seviye kontrol yapılmıyor. Silme tuşuna bastın, mesaj gitti! Neyse, önemli değil, nasıl olsa ‘silinmiş mesajlar’ dizininde duruyordur, oradan gidip, gelen kutusuna tekrar taşır ve okurum diye düşündüm.

Ne mümkün! Eposta ‘silinmiş mesajlar’ dizininde duruyor gözlerimin önünde. Ancak ne gelen kutusuna taşıyabiliyorum ne de cihaza indirilmediği için gelen eki görebiliyorum. Hemen google yaptım tabii ki. Sonuç; koca bir hayal kırıklığı. Bu sorundan muzdarip yüzlerce Android kullanıcısı ve düzeltilebileceğine dair hiçbir ışık yok.

Bu esnada Apple hem donanım olarak hem de yazılım olarak inanılmaz gelişmeler gerçekleştirdi. Herhalde pazardaki kullanıcıların neler istediğini takip eden ve uygulamaya alan bir kadro mevcut.

Android için artı olarak gördüklerim Apple IOS’a eklendi. Birden fazla Microsoft Exchange hesabı tanımlayabilmek, kablosuz erişim noktası haline gelebilmesi, imap’teki dizinler arası eposta taşıma, adres defterindeki alt dizinlerin kullanılabilmesi, birden fazla eposta adresindeki mesajların, farklı ajanda ve adres defterlerinin birleşmiş gösterilmesi gibi. En son gözlemim ise müthiş; imap olarak kullandığım çok basit bir mesajlaşma sisteminde tuttuğum eposta adresime Microsoft Outlook ile Microsoft Exchange sunucudan gönderilen toplantı talebini, iPhone’da tanımlı Zimbra eposta hesabımın takvimine ekleyip, bilgisayarımdaki arayüze entegre ediyor. Bu arada kablosuz erişim noktası olarak kullanım ayarlarındaki basitlik müthiş. Burada anlıyorsunuz kullanıcı arayüzü geliştirmenin bir sanat olduğunu.

Niye Microsoft Windows Mobile ve RIM Blackberry kıyaslamada yer almıyor diye düşünüyorsunuz. Onu da siz bulun.

Dikkat ettiyseniz; hiç donanım, yazılım özelliklerini kıyaslamadım. Daha hızlı, daha güzel gibi konulara girmedim. Bence gerek de yok. Hangi cihaz işinizi en iyi görüyorsa, en iyisi o!

Yaşadıklarım beni buraya taşıdı. Herkesin seçimine saygım var sadece deneyimlerimi ve kararımı paylaşmak istedim. Muhakkak hepinizin bu konularda söyleyecekleri vardır. İletmenizi rica ederim.

Bilginin paylaşıldıkça çoğaldığını anımsatır, sağlık, başarı, mutluluk, barış, sevgi ve huzur dilerim.

İstanbul – 31.Mart.2011

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Nisan 2011 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Hangi Mobil İşletim Sistemi, Sonuç iPhone
Feb 01 2010

Kağıt Üstünde Ipad

Posted by

Tags: ,

Apple’ın tablet bilgisayarı ‘Ipad’ tanıtımı yapılalı yaklaşık 24 saat oldu ben bu yazıyı hazırlarken ve cihaz üzerine yazılan yazı, yapılan haber, bildirilen görüşün haddi hesabı yok. Herkes birşeyler söylüyor.

Kambersiz düğün olmaz.

Ben de Apple’ın internet sitesinden edindiğim bilgiler ve ürün tanıtım toplantısındaki izlediklerimi harmanlayarak görüşlerimi aktarmak istedim.

Ipad’in Mart 2010 sonu Wifi, Nisan 2010’da da 3G modellerinin satışa sunulacağı belirtiliyor. Demek ki, 2010 Nisan veya Mayıs sayısında da cihazı kullandıktan sonraki izlenimlerimizi aktaracak ve bugün yazdıklarımızla karşılaştırmasını yapacağız. Bugünlerde kimlerin ne yazdığını da arşive alıp, onların da cihazı eğer kullanırlarsa ne düşündüklerini de karşılaştırmalı olarak vereceğim.

Apple Ipad cihazı için benim ürün tanımım şu: ‘Dokunmatik, Taşınabilir, Çoklu Ortam, Eğlence, İletişim ve Bilişim Cihazı’

Daha önce de teknoloji ile ilgilenenler hatırlayacaktır, bu sektör pek çok tablet bilgisayar gördü. Hiçbirisi pazara tanıtımı yapıldığı gün ‘Harika’, ‘Bu bir devrim’, ‘Şahane’ ve benzeri tanımlamaları almadı. Ayrıca bir anda iki kamp oluşmadı. Bir yandan dudak bükenler, diğer yanda alkışlayanlar. Eksikleri bulanlara cevap yetiştirenler, bu cevapla yetinmeyip yeni bir eksik bulduğunu bildirenler.

Kanımca cihazın iş yapıp yapmayacağını ve pazardaki hangi dengeleri değiştireceğini, yerle bir edeceğini anlamak için yapmanız gereken çok basit bir şey var; ‘Steve Jobs’ın Apple Ipad tanıtım toplantısı videosunu izlemek’. Ürünün kağıt üzerindeki özelliklerini okuyarak fikir beyan etmekle, ürün tanıtım toplantısı görüntülerini izledikten sonra fikir beyan etmek arasında fark olacak.

Kağıt üzerinde yine bir tablet bilgisayar olarak görünen Apple Ipad, kullanım şekliyle değerlendirildiğinde yeni bir sayfa açıyor tablet cihazlar sınıfında.

Apple’ın kullanıcı ara birim tecrübesi ve uygulama yazılımları kütüphanesi pazarda satışa çıkacağı gün cihazın teknoloji meraklıları dışında da kullanıcıları avucuna alacağını gösteriyor.

Bu cihazı herhangi bir cihazın yerine geçecek bir ürün olarak değerlendirmemekte yarar var. Mevcut cihazlarınızın yanında yer açın, bir cihazınızın daha olmasına alışın.

Apple Ipad teknik özelliklerini aktarmayacağım, nasıl olsa heryerde bulabilirsiniz. Etrafta çok da fazla dolaşmanıza gerek yok, Apple, internet sitesinde her türlü bilgiyi sağlamış durumda.

Herhangi bir ürün lansmanında neler yapılmasını, ürünün pazara nasıl sunulacağını gösteren örnek bir çalışma olmuş durumda. Aksesuar derseniz, düşünebileceğiniz – bu da olsa iyi olur – diyeceğiniz aksesuarlar, yazılım dediğinizde böyle bir cihazda bulunması gerekir diyeceğiniz yazılımlar cihazın içerisinde geliyor.

Fiyatına baktığımızda ise 64 GB kapasiteli, Wifi ve 3G içeren modelin 829 Amerikan Doları olacağını görüyoruz. Türkiye’de şu anda satılan 16 GB 3GS Iphonelardan ucuz. Hala iş yapmaz diyor musunuz?

Bundan sonra bize düşen, Apple Ipad’in satışa sunulmasını beklemek ve ürün elimize geçtikten sonra izlenimlerimizi paylaşmak. Yeni cihaz kullanıcılara hayırlı olsun.

Bilginin paylaşıldıkça çoğaldığını anımsatır, sağlık, başarı, mutluluk, barış, sevgi ve huzur dilerim.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Şubat 2010 ‘da yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Kağıt Üstünde Ipad