Apr 08 2015

Bağımlılık Ama Ne İçin?

Posted by

14 senede hiçbir şey değişmemiş. 2000 Kasım ve 2001 Ocak aylarında dergideki köşemde yayınladığım ‘Bağımlılık’ ve ‘Telefonunuz Var!’ başlıklı yazılar güncelliklerini koruyorlar. O tarihteki basılı dergileri okumamış olanlar için aşağıya özetleyerek alıyorum. 14 sene öncesinden bugünleri görebilmem ilginç!

‘Teknoloji bağımlısı olduk, çıktık. Teknolojiyi gerçek anlamda toplumun tüm kesimlerinin kullanmadığını söyleyenler de olsa, bilgi çağına erişmeye çalışan bir ülke olmamıza rağmen bilgiye gereken önemi vermesek de, sadece mobil telefon satışlarına ve kullanımına bakarak “bağımlılık” ‘tan söz edebiliriz.

O kadar çok örnek saymak olası ki, ben bir kaç tanesi ile yetineceğim. Siz örnekleri artırabilirsiniz.

  • Bir restorana rezervasyon için telefon açıyorsunuz. Rezervasyonu yapan kişi cep telefonu numaranızı soruyor.
  • Evde veya işyerinde tamirat için bildiğiniz bir ustanın dükkan telefonunu arıyorsunuz. Telefona çıkan kişi, ustanın dükkan dışında olduğunu, isterseniz cep telefonundan ulaşabileceğinizi söylüyor.
  • Maç sonuçlarını öğrenmek için mobil telefonunuzu kullanabiliyorsunuz.
  • İş için bazı telefon görüşmeleri yapmanız gerekiyor. Yolda arabadayken yapmayı tercih ediyorsunuz. Nasıl olsa araç kiti var ve trafik sıkışık.
  • Bankacılık işlemlerinde de mobil telefonunuzdan yararlanmanız olası.
  • Genel kültür sorularının cevapları mobil telefonlardan bulunabiliyor.
  • Canınız sıkıldığında telefondaki oyunları deneyebilirsiniz.
  • Yurt dışında seyahat etmeyi düşünenlerin büyük bir kısmının aklına “Acaba telefonum gittiğim ülkede çalışır mı?” sorusu takılıyor. Hiç gitmeyeceği ülkelerin standartlarını destekleyecek telefonu satın almaya çalışıyor.
  • Pek çok minibüs ve otobüslerin (özellikle servis) arkasında cep telefonu numarası var.
  • Sinemada filmin arasında insanlar hemen ceplerinden telefonlarını çıkarıp, birileriyle konuşmaya başlıyorlar.
  • En çok kullanılan kısımlardan birisi de kısa mesaj servisleri. Geçenlerde bizim yeğen uğradı. Eli sürekli telefonun üzerinde geziniyor. Neredeyse tek tuşta üç harfi dolaşarak mesaj yazabilme rekortmeni olmuş. Daktiloda en hızlı yazı yazan kişinin bulunması için yarışmalar yapılır. Yakın bir gelecekte en hızlı kısa mesaj yazabilenin bulunması amacıyla yarışma düzenlenebilir. (Ne dersiniz, ilginç olmaz mı?)

Bu örneklere bakarsanız herkes gezici. Yerinde oturan yok. Telekomünikasyonun tarihini düşündüğünüz zaman, teknolojinin gelişimiyle doğru orantılı bir şekilde bağımlılığın arttığını görebilirsiniz. Yeni ürünlerin pazara sunulması, bu ürünlerdeki özelliklere yönelik servislerin devreye alınması, alt yapının güçlendirilmesi sonucunda oluşan veri transferindeki iyileştirme hep daha fazla bağımlılık yaratmaya yönelik faktörler.

Aslında teknolojiyi günlük yaşamımızın bir parçası olarak kullanmaya başladığımız ve bilgiye gerekli değeri verdiğimiz an, gelişmenin önündeki engelleri de aşacağız. O zamana kadar hadi bir kısa mesaj daha yazıp, gönderin!’

demişim.

Bir iki tane de mobil telefon kullanıcısı bilgisi sıralayarak kapatalım.

  • Eskiden bu olmadan ne yapıyorduk?
  • Aşağıdayım. İn. Geldim. Kapıdayım. Kapıyı aç.
  • Çantanın içindeydi, duymadım. Titreşime almıştım, nasıl duymadım hayret!
  • Hayatım, o gittiğimiz yer kaplama alanı dışındaymış. Çıkınca hemen aradım.
  • İş toplantısındaydım. Herkes kapatınca, ben de kapattım.
  • İki gündür bacaklarım, sırtım ağrıyor. Neden olduğunu anlamamıştım. Sonra bir komşu söyledi, arkamızdaki apartmanın tepesine baz istasyonu koymuşlar. Mahvolduk.
  • Çocuk habire dışarılarda geç saate kadar. Aldık bir telefon rahat ettik. Şimdi merak etmiyoruz. Geç kalacağı zaman arıyor.
  • Uçak şimdi indi. İyiyim, merak etme.
  • Adam son model otomobille gidiyormuş. ABS, airbag her şey var. Cep telefonu çalmış, araba zınk diye durmaz mı? Adam sizlere ömür.

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Kalın sağlıcakla.

İstanbul – 8.Nisan.2015

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Nisan 2015 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Bağımlılık Ama Ne İçin?
Nov 01 2007

Müptelası Olmak

Posted by

İçinde bulunduğumuz dönemde teknoloji, telekomünikasyondan söz edecek yazı yazmak zor. Hele döviz kurunun bu kadar düştüğü bir ortamda izafi olarak pahalı sayılabilecek ürünlerin yok sattığına bakarsanız, ayağını yorganına göre uzat atasözünün kitaplarda kaldığını anlayabilirsiniz. Bir de bunun üzerine ülkemizin yaşadıklarını eklerseniz, geleceğe umut dolu bakmak için elimizde neler olduğunu sorgulamak gerekiyor.

Başlığa gelirsek; sözlük anlamına bakmaya gerek yok, herhangi bir şeye bağımlı olmaktan söz ediyorum. O zaman başlığı niçin “Bağımlılık” koymadığımı düşünebilirsiniz. Uzun dönem sürekli yazı yazdığınızda geçmiş yazılarınızda bu başlığı kullandıysanız, benzer arayışlarına gidiyorsunuz.

Bağımlılık irdelenmesi zor bir konu.

İşin içine bir kadın girebilir, bir erkek girebilir, sevdalanırsınız, kara sevdaya düşersiniz, yataklara düşersiniz hatta hastalanabilirsiniz.

Madde bağımlılığı doğrudan yaşamınızı tehdit eder. Tedavi olunmazsa sonuç ızdırap verici olur.

Teknolojiye bağımlı olursunuz. Yanınızda sürekli cihazlar taşırsınız, her an e-postalarınızı okumak, internette tuttuğunuz günlükleri güncellemek, diğer kişilerin yaptığını izlemek için.

Yeni cihaz tutkunu olursunuz. Her çıkan ürünü inceler, ne pahasına olursa olsun sahip olmaya çalışır, bir yerde dur dersiniz.

Otomobil ve hız bağımlısı olursanız, durum yeni model almak konusunda bütçenizle doğru orantılı olmasına rağmen, hız konusunda ters orantılı çalışır. Düşük kapasite ve özellikli bir araçla daha büyük ve teknolojik araçlardan daha üstün yol almaya çalışırsınız.

Dışa bağımlılık. Her hareketinizde dışarıdan onay almanız gerekir. Yapacaklarınıza onay verilse de verilmese de bir kere sormaya alıştıysanız, kendi başınıza karar veremezsiniz. Doğru olduğunu bildiklerinizi bile yapmak için danışma ihtiyacı hissedersiniz.

Sıcak paraya bağımlılık. Geldikçe daha fazla gelir. Ülke kaynaklarını kullanır, Gelen her yeni sıcak para bir sonrakine yol açar. Ekonomi bu konuma geldiğinde kısır döngü oluşur. Banker dönemlerini anımsayanlar bilir, Mutlu son yoktur. Ancak kısa dönemde lale devri keyfi rehavet vermiştir insanlara. Bu öyle bir şeydir ki, ülkemizin yapacağı hiç bir şey döviz kurlarını, borsayı etkilemez. Ekonomi kendi başına hareket eder.

Dışarıya ve sıcak paraya bağımlı bu ortamda AKİL insanlar vardır hala. Mevcut konumu analiz eder, gelecek olası tehlikeleri anlatır, yapılabilecekleri paylaşır. Toplumu bilgilendirmeye çalışır. Birileri de çıkar bunların topluma ulaşmasını engellemek için uğraşır. Bilmedikleri ise, iletişim çağında haber alma hakkını devre dışı bırakmalarının olası olmadığıdır. Bunun bir adım ötesi kulaktan kulağa asılsız haberlerin yayılmasıdır ki, en tehlikelisidir. Engellemenin yolu haberleşme özgürlüğünü sağlamaktan geçer.

İçinde bulunduğumuz dönemden en az hasarla çıkarak, daha iyi günlere gitmeyi diliyorum. Bunun için ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü paylaşmak istiyorum. “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur”.

Bir sonraki yazıda buluşuncaya değin, esen kalın. “Bilgi paylaşıldıkça büyür” görüşünden yola çıkarak, düşüncelerinizi iletin, paylaşın.

Telepati ‘Saydam’ köşesinde Kasım 2007 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Müptelası Olmak