Jul 12 2015

Eğitim ve DEA

Posted by

Televizyonu açıyorum üniversite, gazeteye bakıyorum üniversite, radyoyu açıyorum üniversite, sokağa çıkıyorum üniversite. Her tarafım üniversite reklamları ile kaplı.

Bu kadar üniversite reklamı görünce sevindim artık yükselişe geçtik, araştırma ve patent pazarında iyi sıralara çıkacağız diye. Sonra merak ettim, niçin ‘bizden mucit çıkmaz’ dediklerini ve araştırmaya karar verdim.

Türkiye’de 109’u devlet, 76’sı vakıf olmak üzere toplam 185 üniversite var. Ayrıca 8 tane vakıf meslek yüksek okulu mevcut. Sadece İstanbul’da faaliyet gösteren 58 üniversite var.

Bilişimle ilgisi olabilecek bölümlerin hepsini bir araya getirdiğimde 2014 – 2015 eğitim yılı için 2.763 yeni öğrenci kaydı ve okuyan 9.491 öğrenci mevcut görünüyor. Önlisans’ta 20.748 yeni öğrenci kaydı, toplam 70.118 okuyan öğrenci mevcut. (Kaynak: YÖK)

Tüm üniversitelerde 57 tane öğrencisi olmayan birim var.

‘Center for World University Rankings’ sıralamasına göre en iyi 1000 üniversite içinde Türkiye’den 10 okul listede görünüyor ancak listeye en yüksek sıradan giren üniversitemizin sıralamadaki yeri 470. Geri kalan 9 üniversite ise ikinci 500’de yer alıyor.

2012 senesinde, 2023’de Türkiye’nin dünya’nın ilk 10 ekonomisi arasında yer alması için her sene %8,5 büyüme oranı yakalaması gerektiği söylenmişti. İki seneyi yedik, bu sene de gitti. Kaldı 7 sene. Bakalım ne olacak?

PISA ‘Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” – OECD tarafından 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren araştırma projesi – sonuçlarına bakarsak:

  2009 2012 Türkiye 2012 OECD ort. 2012
Matematik 43. sıra 44. sıra 448 puan 494 puan
Fen 42. sıra 43. sıra 463 puan 501 puan
Okuma 41. sıra 42. sıra 475 puan 496 puan

Tübisad’ın 2012 senesinde yayınladığı ‘Atılım İçin Bilişim’ raporunda; ‘Gerçekçi senaryo, olağan senaryo ve atılım senaryosunda istihdam edilecek personel sayısı 2023 yılında, sırasıyla, 343, 193 ve 378 bin kişiye çıkmaktadır. Kurgulanan çerçeveye göre en büyük artış, yazılım ve bilişim hizmetleri sektörlerinde olacaktır. Gerçekçi senaryoya göre yazılım ve bilişim hizmetleri sektörlerinde istihdam düzeyi 2008 yılında 58 binden, 2023 yılında 225 bin kişiye ulaşacaktır. Yani on beş yıl içerisinde 166 bin yeni istihdam yaratılacaktır.’ demektedir. Yukarıdaki veriler ışığında ne olacağını görmek için kâhin olmaya gerek yok.

Lise ve üniversite sınavlarında itiraz itiraz üstüne. Bu arada bir de Anayasa Mahkemesi, dershanelerin kapatılmasını öngören yasayı iptal etti. Gerekçeli kararı görelim, ne yapacağımıza bakarız diyor şimdi yetkililer.

Tübisad’ı takdir etmek gerekiyor bu arada. Sektör için pek çok faydalı faaliyet yapıyor, rapor hazırlıyor. Bu konuyu incelerken Tübisad’ın Şubat 2015’de yayınladığı ‘Elektronik Haberleşme Sektöründe Düzenleyici Etki Analizi’ raporu aklıma geldi.

DEA ‘Düzenleyici Etki Analizi’, devlet kurumlarının önerilen düzenleme değişikliklerinin sonuçlarını dikkatlice ve siste­matik bir şekilde analiz edip karar almadan önce ilgili paydaşlardan görüş almasını gerek­tiren, faydası kanıtlanmış bir ortak akıl me­kanizması ve istişare aracı olan, metodolojik bir düzenleme analiz yöntemidir. DEA’lar alınan kararların istenmeyen sonuçlar doğurması riskini en aza indirir; ayrıca alınan kararların dengeli olmasını sağlar. DEA’nın odağında fayda ve maliyetlerin karşılaştırılması bulunmaktadır.

Türkiye’de de 2009 senesinde DEA konusunda yapılan çalıştayların, seminerlerin haddi hesabı yok. Herkes öğrenmiş görünüşe göre. AB müktesebatına uyum sağlanması için DEA kullanılması karara bağlanmış durumda.

Eğitim ve öğretim sisteminde DEAların ne kadar kullanıldığını çok merak ediyorum. Bir DEA hazırlanması uzun bir süreç. Biz de akşamdan sabaha uygulama değişiyor. Ondan sonra bir şey çıktığında ne yaparız, bakalım diye düşünüyoruz.

Görüş ve düşüncelerinizi bana iletin ki, neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz görelim. Tüm güzellikler sizlerle olsun. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Kalın sağlıcakla.

İstanbul – 12.Temmuz.2015

Telepati dergisi ‘Saydam’ köşesinde Temmuz 2015 sayısında yayınlanmıştır.

Filed under : Telepati Yazıları | Comments Off on Eğitim ve DEA
Oct 03 1995

Kurultay’ın Ardından

Posted by

Bilişim Kurultayı’nın ardından, izlenimlerimi yazarak, bazı konulara değinmek istiyorum.

Öncelikle, çok başarılı bir organizasyondu. Emeği geçen herkesi kutlamak gerekiyor. Katılımcıların mutluluğu, bilgi teknolojisi sektörüne verilen destek, her türlü yorgunluğun üstesinden gelecektir.

Kurultayın ve fuar’ın gerçekleştirildiği mekan çok güzeldi. Önümüzdeki senelerde daha da güzele gidileceği konusundaki görüşlerimiz bir kere daha perçinlendi.

Özellikle, bildirilerin sunulduğu yer ile, tanıtım seminerleri ve fuar alanı arasında ulaşım olanağının sağlanması çok olumluydu. ıstendiği anda, her mekana kolayca ulaşabiliyorduk.

Geçen seneki kurultay izlenimlerimde, “Günlük gazetelerimizden birisinin bilgisayar sektörü ile ilgili haberleri verdiği günün kurultayın başladığı güne denk gelmesi, gazeteyi bir Bilişim Kurultayı özel sayısı haline getirmişti.” şeklinde yazmıştım. Bu sene sanki çok olağanmış gibi, daha çok yayın organında yer almasına karşın, şaşırmadım.

TBD Türkiye Bilişim Derneği, TÜBİSAD Türkiye Bilgi İşlem Hizmetleri Derneği ve organizasyonda çok emek harcayan İNTERPRO Yayıncılık’a teşekkürlerimizi iletmek gerektiğini düşünüyorum. Özellikle, İnterpro çalışanları arılar gibiydiler, her salonda, her köşede rastlamanız olasıydı.

Dikkatimi çeken bir konuya değinmeden geçemeyeceğim;

Sanki kurultay, yıllar ilerledikçe, daha çok, şirket ve ürünlerin ön plana çıktığı bir tanıtım organizasyonuna dönüşüyor. Geçtiğimiz senelerde bildiriler, gerçekleştirilen örnek çalışmalar daha ilginçti. Bu sene de, tabii ki bunlar mevcuttu.

Yine de, tanıtım seminerleri programına bir göz attığınızda, bildirilerin dışında da izlemeniz gereken toplantılar olduğunu size hatırlatan, başka programlara katılmanızı engelleyen bir güç ile karşı karşıya kaldığınızı zannedebilirdiniz.

Bu sene ilgimi çeken bir başka olay, kendi bakış açımdan değerlendirdiğimde, özellikle SuperOnLine’ın sağladığı Internet erişimi, elde edilen sürate şapka çıkarmamı gerektiriyor.

Belirtildiğine göre, son kullanıcıların kendi mekanlarından aynı hızda internet’e erişmeleri de mümkün olacak. Bu durumda yeterinden fazla kullanıcı bulacaklarını tahmin ediyorum. En azından pek çok kişiye, internet’e erişmenin, üstelik grafik olarak, yavaş olmayacağını gösterdiler.

Benim, “Sabır, İnat ve Umut” tezimin doğruluğu galiba kanıtlanmak üzere.

Fuar ve PCShow kısmı için söyleneceklere gelirsek; bu sene şirketler daha profesyonellerdi. Standlar özenle hazırlanmış, tanıtım malzemeleri titizlikle seçilmişti. Daha büyük bir mekanı bile doldurabilecekleri izlenimi veriyorlardı.

Diğer yorumları da önümüzdeki haftaya bırakalım.

* * * * *

Sinema sezonu başladı. ılerleyen günlerde birbirinden ilginç filmler vizyona girmek üzere. Bu sıralarda izlediklerim arasında, “Casper” ve “BraveHeart”, iki ilginç film. “Casper” ‘da, sevimli hayaletin yaptıklarını izlerken, “BraveHeart” ‘ta, ülkesinin özgür olmasını isteyen kahramanın öyküsü anlatılıyor. İki filmde izlenmeye değer. Ancak, “BraveHeart” ‘ın üç saatten uzun bir film olduğunu belirtmeliyim ki, izlemek için zamana ihtiyacınız olduğunu bilerek yola çıkın.

* * * * *

Kurultay’daki “Outsourcing-Dış Kaynak Kullanımı” konulu çalışma grubundan notları, bir sonraki yazımda aktaracağım. Çok ilginç konular görüşüldü. Katılan herkese, buradan tekrar teşekkür ediyorum.

* * * * *

Fletcher Knebel’den bir alıntı ile yazıyı noktalamak istiyorum; “Günlük hayatımızda, boş zamanlarımızda neyle uğraşalım diye düşünmeye gerek kalmamıştır. Ulaşımın modern metodları sayesinde bütün bu zamanı işe gelip giderken kullanmaktayız.”

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 3.10.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Kurultay’ın Ardından
May 30 1995

Birlik İçinde Çalışmak

Posted by

Bilgisayar şirketlerinin bir derneğe üye olmaları gerekir mi, gerekmez mi? Bu soruyu sormaya beni iten sebep, bilgi işlem sektörü ile kullanıcı olmak dışında hiçbir bağlantısı bulunmayan bir ahbabım ile yaptığım sohbet oldu.

Ahbabımın şirketindeki bilgisayar sistemlerinin geçtiğimiz günlerde bakım işlemlerine alınmaları zorunluluğu doğmuş. Teknik servis ekibindeki kişiler ve yetkililerle yaptığı konuşmalarda, yapılan açıklamalar, farklı fiyat politikaları, kullanılacak parçaların bedelleri konusunda o kadar çelişki ile karşılaşmış ki, beni bulup; “Bilgisayar şirketlerinin bağlı olduğu bir meslek kuruluşu, oda filan yok mu?” diye sordu. Doğal olarak buna verdiğim yanıt, “TÜBİSAD var”, oldu.

Geçen sene düzenlenen, TÜBİSAD toplantılarında da bu konular görüşülmüş, hatta bir de çalışma grubu kurularak, bazı ön hazırlıklar yapılması planlanmıştı.

Tekrar gündeme getirme ihtiyacını duymamdaki sebep, her ne kadar biz gecikiyorsak ta, bilgi işlem sektörü dışındaki kişiler bir süre sonra buna kendilerince bir çözüm bulacaklar. Bu durumda, bizim götürmediğimiz, benimsemekte güçlük çekeceğimiz bir çözümle yaşamak zorunda kalabiliriz. Artık, kolları sıvayıp, işe başlamanın zamanı geldi, geçiyor.

Bence, TÜBİSAD, üye adedini arttırarak, kar amacı gütmeden, tekelleşme konusunda şirketleri rahatsız etmeyecek şekilde ve herkesin sesini eşit olarak duyurabileceği bir platformda öncülük etmeli.

Geçtiğimiz günlerin organizasyonlarına gelirsek;

Anixter’in organize ettiği toplantı, birbirinden ilginç konularla doluydu. Üç şirketi biraraya getirmişlerdi ve konuşmacıların hepsi yurt dışından gelen konuklardı. AT&T, Bay Networks ve Digital’dan katılan konuşmacılar enteresan konulara değindiler. Genel kanı, network’leri birleştirmek için gelecekte ATM’ler kullanılacak. Bay Networks’un belirttiği bir nokta da enteresandı. Anixter, Bay Networks’un cirosunun %20’sini tek başına sağlıyor. AT&T’de “Structured Cabling System” uygulamasında, son kullanıcıya 15 sene garanti verildiğini açıkladı.

Digital’ın toplantısının konusu “Digital knows Networks” sloganı ile, Networking için Digital’ın sahip olduğu ürün yelpazesi ve bilgi birikiminin tanıtımı idi. Çok yakın bir gelecekte, network’lerde kullanılan ürünlerin Digital’dan da alınmaya başlayacağını gözlemleme fırsatı buldum. Dağıtıcılarla çalışacakları için, networking pazarından hep beraber pay almayı düşündüklerini açıkça belirttiler.

Bu iki toplantı çok açık olarak, şirketlerin networking konusunda ciddi yatırımlar yapacaklarını belirtiyor. Belirtildiğine göre, bir bilgi işlem yatırımında, yatırımın %5’i kablolama ve networking’e harcanıyor.

Sinemaya gelirsek, Dustin Hoffman’ın başrollerinden birisini oynadığı, “Outbreak” – Tehdit filmi, şu anda yaşanan salgınla aynı zamanlara tesadüf edince, ilginç bir yapıt oluyor. Filmin en büyük mesajı, her hangi bir hastalık mikrobunun ne kadar kolaylıkla kişiden kişiye geçebileceği ve ne kadar çabuk büyük bir kitleye bulaşabileceği. Gidip izlemenizi öneriyorum. Filmi seyrederken, böyle bir durumda sizin ne yapacağınızı düşünmeniz gerekecek.

Gandhi’nin bir sözü çok dikkatimi çekti. “Toleranssızlık, kendimize ve davamıza güvenmediğimizin bir işaretidir.”

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 30.5.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Birlik İçinde Çalışmak
Mar 21 1995

Çoklu Ortam Çağrışımları

Posted by

Enteresan bir cümle gözüme çarptı geçenlerde. Çoklu ortam ortaya çıkmadan önce, (yani şu CD-ROM’lar, ses kartları, çok renkli ekranlar) insanlar, ansiklopedi sahibi olmak için yıllarca beklerler, fasikül fasikül biriktirirler, sonra ciltletirlerdi. Şimdi, hayat çok daha kolay. Herhangi bir bilgi işlem şirketinden bir CD satın alıyorsunuz. Bir yerden bir yere taşırken sorun yok, aradığınız her şeyi biraz uğraşmakla bulabiliyorsunuz.

Ancak, gözden kaçan bir şey var. Hiç bir zaman bu tür bir CD’yi yanınıza alıp, otobüste veya trende okuma şansınız yok. Tamam, şimdi bazılarınız diyecek ki, taşınabilir bilgisayarlar var, onlara gerekli ek cihazları takarım ve bu imkanı sağlarım. Bence, yine de basılı kitabın yerini tutması çok zor. Üstelik, yeni bilgiler ekleneceği zaman, ek fasikül ile bu işi çözebiliyorlar. CD’de ise yeni versiyonu satın almak zorundasınız. Düşünün, her sene 20 ciltlik bir ansiklopediyi belki sadece %5 veya %‘10’u değişti diye tekrar satın almak zorundasınız.

Bir de şu “paperless office” kağıtsız ofis kavramına bakalım. Gerçekte çok ideal gibi gözüken bir ortam değil mi? ılk bakışta çok cazip gibi görünmesine rağmen, bu gün günderdiğiniz elektronik posta bile alıcısı tarafından ofise geri geldiğinde bir gün sonra okunmak üzere bekletilebiliyor. Halbuki, çok iyi biliyorum ki, eğer bunu klasik yöntemlerle yapsaydınız, masasının üstünde bulacağı bir mektubu, notu veya raporu yanına alıp, yolda giderken veya bir başka zaman okuma, inceleme fırsatı bulabilecekti. Dolayısı ile, ideal bir ortam gibi gözüken sistemlerin avantaj ve dezavantajlarını bir arada değerlendirmeliyiz.

Kağıtsız ofis güzel bir kavram, ancak uygulamaya geçmeden önce dikkatlice planlama yapılması şart. Esasında, bu bütün bilgi işlem yatırımları için geçerli. Bütün sektörlerde bir yatırım yapmadan önce fizibilite çalışması yapılır, fayda maliyet ilişkisi gözden geçirilir. Bu konuda gerekirse bir danışmanlık firması ile fikir alışverişinde bulunun. Böyle bir şirkete ödeyeceğiniz bedel, yapacağınız yatırımın daha ekonomik veya daha uygun olması ile kendisini amorti edecektir.

Geçtiğimiz haftanın aktivitelerinden birisi, TÜBİSAD’ın Marmara Üniversitesi’nde “Marmara Society” ile ortaklaşa düzenlediği “Bilgi Teknolojisi Haftası” idi. Bir hafta boyunca çeşitli şirketler ürünlerini sergilediler, paneller ve seminerlerle bilgi teknolojisindeki gelişmeleri aktarmaya çalıştılar. Dileğim, bu tür aktivitelerin daha sık yapılması ve bilgi işlem şirketlerinin bilgi işlemciler dışında ki kişilere de ürünlerini tanıtmaları.

Herkesin birbirinden alabileceği, birbirine verebileceği çok şey var. Güçleri birleştirerek bir yola çıkıldı. Herkes üstüne düşen görevi yerine getirmeli. Tursoft bunun güzel örneklerinden. Daha fazla zaman ayırarak, gelmemiz gereken yere doğru süratle ulaşmalıyız. Kaybedecek zamanımız yok. Schiller’in bir sözü var; “Kaybettiğiniz anları sonsuzluk bile geri getiremez.”

Bilgi işlem sektöründe bir hareket başladı, ancak anlaşılmadık bir şekilde yaklaşık dört, beş haftadır piyasada bazı yan donanımlar bulunmuyor. Ne zaman piyasaya çıkacaklarını çok merak ediyorum. Baharla birlikte işler açılıyor.

Gelecek günlerin sağlık, başarı, sevgi ve barış getirmesi dileğiyle.

BT/Haber ‘Harman’ köşesinde 21.3.1995 ‘de yayınlanmıştır.

Filed under : BT/Haber Yazıları | Comments Off on Çoklu Ortam Çağrışımları